Bir Milletin Bekası İçin Uygur Tarihinin Önemi: “Geçmişi Bilmek, Geleceği İnşa Etmektir”
İSTANBUL – İstanbul merkezli Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği ile Doğu Türkistan STK’lar Birliği, Uygur halkının varlık mücadelesinde tarihin stratejik rolünü ele alan kritik bir konferansa ev sahipliği yaptı. “Uygurların Tarihteki Kısmetleri ve Doğu Türkistan Cumhuriyetleri” başlıklı etkinlikte, tarihin sadece bir geçmiş bilgisi değil, bir milletin ayakta kalması için en güçlü savunma hattı olduğu vurgulandı.
“Gerçek Tarih, Çin’in Sahte Anlatısına Karşı En Büyük Silahımız” Konferansın açılışında konuşan Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Başkanı Musacan Er, tarihin doğru öğrenilmesinin önemine dikkat çekti. Er, “Doğu Türkistan’ın gerçek tarihi sistematik olarak çarpıtılıyor. Çin, sahte bir tarih yazarak halkımızın kimliğini silmeye çalışıyor. Kendi gerçek tarihimizi öğrenmek; hatalarımızdan ders çıkarmak, avantajlarımızı fark etmek ve en önemlisi bu mirası gelecek nesillere bir kimlik kalkanı olarak aktarmak zorundayız,” ifadelerini kullandı.
2300 Yıllık Mirasın İzinde Toplantının ana konuşmacısı Dr. Nabican Tursun, M.Ö. 300’den günümüze uzanan 2300 yıllık devasa bir perspektifle Uygur tarihinin derinliğini gözler önüne serdi. Tarih bilincinin bir toplumun siyasi kaderini nasıl etkilediğini örneklerle anlatan Tursun, özellikle 1933 ve 1944 yıllarında kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyetleri’nin yıkılış süreçlerini analiz etti.
Siyasi Bilincin Önemi: “Cephede Kazandık, Masada Kaybettik” Tarih öğrenmenin stratejik önemini somut örneklerle açıklayan Dr. Tursun, Doğu Türkistan halkının askeri olarak büyük zaferler elde etmesine rağmen, dış müdahaleler (özellikle Rusya faktörü) ve siyasi tecrübe eksikliği nedeniyle bu kazanımları koruyamadığını belirtti. Tursun’a göre, tarihin bu yönünü anlamak, gelecekteki bağımsızlık mücadelesinde aynı hatalara düşmemek adına hayati önem taşıyor.
Sonuç: Tarih Bilinciyle Kenetlenen Bir Toplum Dört saat süren ve katılımcıların büyük bir dikkatle takip ettiği konferans, sadece bir akademik sunum değil, aynı zamanda bir toplumsal bilinçlenme platformuna dönüştü. Dr. Nabican Tursun’un “Uygur Genel Tarihi” adlı eserinin imza töreniyle son bulan etkinlik, tarihin bir milletin hafızası ve yol haritası olduğu mesajıyla noktalandı.




















