Zulmün Zirve Yaptığı Yer : Doğu Türkistan

004 Zulmün Zirve Yaptığı Yer : Doğu Türkistan

Çinlilerin, Sincan Uygur Özerk Bölgesi olarak adlandırdıkları bölgenin asıl adı, Doğu Türkistandır.

Mustafa-Damlarkaya Zulmün Zirve Yaptığı Yer : Doğu Türkistan

Mustafa Damlarkaya

Türkistan: Hazar Denizi’nden, Altay Dağlarına, Hindikuş Dağlarından, Kırgız bozkırına kadar uzanan 10 milyon km kareden oluşan, geniş bir coğrafi bölgedir.

   Doğu Türkistan da bu bölgenin bir parçasıdır. Burası, eskiden beri, Türklerin yerleşim merkezi olduğu için, Türkistan  olarak adlandırılmaktadır. Tarihin ilk medeniyet merkezidir.

   Çin bu bölgeyi Soğuk Savaş döneminde, Sovyet tehdidine karşı bir tampon bölge olarak kullanmıştır.

  Çin bu bölgenin “ Çin topraklarının bir parçası olduğu” dolayısıyla, Doğu Türkistan’da yaşanan olayların,  “Çin’in iç meselesi sayılması gerektiğini” iddia etmektedir. Halbuki tarihi kaynaklar bunu yalanlamaktadır. Mesela yaptıkları Çin Seddi, diğer milletler arasındaki resmi sınırı, bu set oluşturmuştur. Doğu Türkistan da Çin’in tarihi sınırları olarak kabul edilen bu setin dışında kalmaktadır.

  Ey zulmeden zalim Çin !.. Doğu Türkistan daha nasıl, bu durumda senin toprak parçan sayılır ki ? Sen yalan söyleyip dünyanın gözü önünde, benim atalarımın toprağındaki soydaşlarıma zulüm yapıyorsun ve onların ata yurtlarını işgal altında tutuyorsun.

  Doğu Türkistan, 2 milyon km kare ile Türkiye’nin iki buçuk katı dev bir ülkedir. 25 milyon Müslüman Uygur Türkü, yani soydaşlarımız ve dindaşlarımız burada akıl almaz zulümler altında yaşamaktadırlar. Bugüne kadar Komünist Çin devletinin uyguladığı soykırım neticesinde, şimdiye kadar 60 milyon soydaşımız ve dindaşımız öldürülmüştür.

   Özerk bölge denilmesine rağmen, hâlâ ağır ekonomik ve siyasi sömürü, anti demokratik uygulamalar ve siyasi baskılar devam etmektedir. Doğu Türkistan maalesef daha Çin işgali altındadır. Öyleki mülkiyet hakkının hemen hemen hiç olmadığı ve Doğu Türkistanı, Çinlileştirme politikası uğruna, Uygur Müslüman Türklerin çocuk edinmeleri dahi yasaklanmıştır.

   Doğu Türkistan gerek jeopolitik önemi gerekse enerji ve madencilik açısından değerli ve zengin kaynaklara sahip olmasından dolayı, Çin’in bölgeye yönelik acımasız politikaları devam etmektedir.

   Doğu Türkistan’da; Tarım Havzası’nda, 10.7 milyar ton petrol kapasitesi olduğu ayrıca, volfram madenine sahip olduğu ( silah sanayinde kullanılan önemli bir maden), altın, gümüş, platin, kömür (2.2 milyon ton) ve uranyum gibi, stratejik ham maddeler ve sayısız yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip bir ülkedir. Çin genelinde 148 çeşit madenin, 124 çeşiti, buradan çıkarılmaktadır. Doğu Türkistan’daki kömür rezervleri 2 milyon tondur. Çin’in petrol ve doğalgaz alanındaki en stratejik bölgesi burasıdır.

  Doğu Türkistan’da 220 milyar metreküp doğalgaz olduğu tespit edilmiştir. Çin’in petrolünün yüzde 25’ini, doğalgazının da yüzde 28’ini, Doğu Türkistan  barındırmaktadır. Doğu Türkistan’daki petrol rezervleri, Irak ve İran rezervleri

nin tam 10 katıdır. 910 bin km karelik alanda petrol tespit edilmiştir. Buradan Çin’e her yıl 10 milyon ton petrol taşınmaktadır, ama burada petrol, Çin’den daha pahalıdır. Buradaki 30 bölgeden, 17.4 milyon metreküp doğal gaz çıkarılmaktadır.

  Komünist Çin, yıllık milli gelirinin yüzde 40’ını, Doğu Türkistan’dan temin etmesine rağmen, Doğu Türkistan Türkleri’nin yüzde 80’i açlığa, yoksulluğa, sefalete ve acımasız zulme mahkum edilmiştir. Burada halkın ortalama milli geliri 100 dolar iken, çoğu yerde bu  40-50 dolardır. Tüm yeraltı ve yerüstü zenginlikleri Çin’e akıtılmaktadır. Doğu Türkistan Türkleri, dünyada emsali

görülmemiş bir şekilde sömürülmektedir. Fabrikalarda ve devlet dairelerinde çalışan Türkler yüzde 10’dur. Öğretmenlerin yüzde 25-26’sı Türklerdir.

  Çin Anayasası’nda dini inanç ve hürriyet olmasına rağmen,Türkler arasında dinsizliğin yayılması için gayret sarfedilmektedir. Türk ailelerin çocuklarına dini eğitim vermeleri yasaklanmıştır. Hac’ca gidilememektedir. 1952 yılından bu yana, 29 bin Cami ve Kur’ân kursu yıkılmış, sadece Hoten bölgesinde 1200 cami kapatılmış, 370 bin Kur’ân’ı Kerim yakılmış, 120  bin İslam alimi idam edilmiş,

54 bin din görevlisi ağır şartlardaki çalışma kamplarına sürgün edilmiştir. Hele hele toplu ibadet yapılması yasaklanmış, uymayanlar halen, en ağır bir şekilde cezalandırılmaktadır.

   Kur’ân okuyanlar dövülerek öldürülmekte, Cuma ve Bayram namazlarına katılanlara kurşun sıkılmakta, dini ilimlerin öğrenilmesi yasaklanmakta, din dersi programları ateizmi işlemekte, insanları dinden soğutma çalışmaları son hızıyla devam etmekte, toplu ulaşım vasıtaları ve hastahanelere örtülü bayanların ve sakallıların girmeleri yasaklanmaktadır.

  Çin, 1949 yılından beri Doğu Türkistan’daki Türkleri, imha ederek bölgeye, sis

temli bir şekilde Çinli göçmenler yerleştirilmektedir. Bu bölgede,1953’te yaşayan Türklerin oranı yüzde 70 iken, bu oran 1990 yıllarında yüzde 40’a düşmüş ve açıkça etnik bir temizlik yapıldığı belgelenmiştir.

  Uygur Türkleri köylerde oturmaya zorlanmakta, şehirlerde Çinliler ikamet ettirilmektedir. Şehirlerdeki Çinlilerin oranı yüzde 80’e varmıştır. Nüfusun artmaması için, doğum kontrolü acımasızca uygulanmakta, uymayanlar ağır bir şekilde cezalandırılmakta, Uygur Türk kadınlarına toplu kürtaj operasyonları yapılmaktadır. Sadece Karakaş ilçesinde 18 bin 765 kadın kürtaja tabi tutulmuştur. Hamile kadınların karınlarındaki çocuklar çıkarılıp öldürülmekte, kural dışı doğan çocuklara isim verilmemekte, vatandaşlık hakkı tanınmamakta

dır.

  Müslüman Uygur Türkleri’nin, zengin ve para sahibi olmamaları için, ağır vergilerle kazandıkları ellerinden alınmakta, Uygurlar açlık sınırında yaşamaya zorlanmaktadır.

  Milliyetçi Uygur gençleri vurularak yargısız infaz yapılmaktadır. 11-12 yaşındaki çocuklar, terörist diye an ağır şartlardaki hapishanelerde ceza görmektedirler.

   Kaşgar’da sevilen bir aile, başörtüsünü çıkarmadığı için, terörist diye evlerinde diri diri yakmışlar, vahşice şehit ettikleri Türk gençlerini paramparça etmekte

dirler. Öyleki cesetleri ancak DNA testiyle anlaşılmaktadır. Caddelerde ellerinde silahları tetikte olan Çin askerleri dolaşmaktadır.

   Zalim Çin yönetiminin, Uygur topraklarında çocuk, yaşlı, kadın,hasta gözetmek sizin, uyguladığı vahşi ve acımasız işkence yöntemleri akıllara durgunluk verecek cinstendir.

   “Onlu garanti sistemi” ile aileler takip edilmekte, oruç tutup ibadet yapanlar toplu olarak cezalandırılmakta, tesettürlü hanımlar tacize uğramakta, Uygur Türkleri’nden, ay-yıldız armalı tişört giyenler tutuklanıp işkence görmektedirler. Yönetim aleyhinde fikirler taşıyanları ihbar edenlere, 8 bin ile 16 bin dolar ödül verilmektedir.

  Çin’in acımasızca zulmettiği Uygur Türkleri, komünist Çinliler tarafından diri diri toprağa gömülmekte, toplu halde kurşuna dizilmekte, vahi hayvanların önlerine yem olarak atılmakta, topraklarında yapılan nükleer denemelerde ölümcül hastalıklarla karşı karşıya bırakılarak korkunç bir sona sürüklenmekte

dirler. Bugüne kadarki nükleer denemelerde, 210 bin kişi ölmüş, binlercesi sakat kalmış, binlercesi kansere yakalanmış, 20 bin özürlü çocuk dünyaya gelmiştir.

   Doğu Türkistan Türkleri’nin, namaz kılmaları, oruç tutmaları yasaklanmakta ve ibadet hakları ellerinden alınmakta, öldüresiye dövülen insanlar karlarda yatırılmakta, iki ayağında, iki ayrı öküze bağlanarak parçalanmakta, kadın-erkek çırılçıplak soyulup meydanlarda teşhir edilmekte, on binlerce Müslüman Uygur Türkü kamplarda ağır işkenceler altında inlemektedir.

   Binlerce siyasi tutuklular var. İşkence sıradan bir şey sayılıyor, çoğu tutuklular hapishanelerde kayboluyor ve bir daha haber bile alınamıyor. İdama mahkum edilenlerin davaları çok hızlı bir şekilde sonuçlanmakta, kendilerini savunmak için yeterli süre ve imkan tanınmamaktadır.

   Komünist Çin yönetiminin, Müslüman varlığını sindirebilmek için, baş vurduğu yöntemlerden biri de toplu olarak yapılan tutuklamalar ve göz altında tutulanlara yapılan akıl almaz işkencelerdir.

  Hapishaneler çok kalabalık. Tutuklu Türklerin 5-6 tanesi çok küçük hücrelerde kalıyorlar. Polisler hücreleri her dolaştıklarında, tutukluları ölesiye dövüyorlar. Özel sorgu odalarında vücutlarına elektrik şok veriyorlar. Bu odalarda duvara monte edilmiş ray var. Tutuklular tek el ve ayaklarından buraya kelepçelenerek asılıyorlar ve böylece 24 saat bekletiliyorlar. Bazılarının kerpetenle tırnakları çekiliyor, bazılarının ise tırnaklarının altından elektrik veriyorlar.

   Asimilasyon ve imha son hızıyla devam ediyor. Türkçe eğitim yasaklanmış durumda. Uygur alfabesi son 30 yılda, özellikle dört defa bilinçli olarak değiştirildi. Uygurlular, Çinlilerle evlenmeye zorlanıyorlar.

   Bunlar sadece birkaç örnek. Bütün bunları dünya görmüyor. Ya Türkiye de mi?

   En küçük bir hak ve özgürlük isteği bile, en ağır ve kanlı bir şekilde, şiddetle müdahale edilip bastırılmaktadır. Gençler sebepsiz yere tutuklanıp idam edilmektedir. Toplu infazlar rutin haline gelmiştir. Verilen cezalar son derece vahşi ve acımasızdır.

  Uygur Türkleri her türlü uluslararası destekten mahrum bırakılarak Çin zulmü altında inim inim inletilmektedir. Bütün bunlara rağmen, Uygur Türkleri, benliklerini, kimliklerini, kültürlerini ve İslam Dini’ni kaybetmemek için, olağan üstü bir mücadele sergilemektedirler.

  Bu sorun sadece Doğu Türkistanlıların sorunu değildir. Bu sorun, devlet olarak Türkiye ve Millet olarak da Türk Milleti’nin sorunudur. Çünkü, Doğu Türkistanlı

lar hem Türk hem de Müslümandırlar. Üstelik Uygurlar, Türklerin atasının neslidir. Buradaki zulüm, Bosna, Filistin, Suriye ve Arakan’daki zulümlerden kat kat fazladır.

    Bütün bunların karşısında, neden ata yurdumuzla ilgilenilmiyor, komünist Çin’in zulmü altında inleyen kardeşlerimize sahip çıkıp destek olmuyoruz ? Neden, neden?

 Onlar için yapılacak bir şey yok mu? Siyasi, diplomatik, ticari, hukuki ve ekonomik olarak bir şeyler yapılamaz mı? Onlara yardım edilip ellerinden tutulamaz mı ?

   Çinlilere anladıkları dilden konuşarak onları düşünmeye sevk edebiliriz. Devlet adamlarımız çıkıp halkımıza, kurumlarımıza “Çin malı almayın” diyebilirler. Çin’den 21 milyar dolar mal alıyoruz, 3 milyar dolar mal satıyoruz. Olmaz olsun bu 3 milyar dolar denilebilir. Dünyaya , “Çin soykırım ve etnik temizlik yapıyor” denilebilir. Fikri bir mücadele yürütülebilir, yaşanan zulmün tüm dünyaya duyurulması için çaba sarfedilebilir.

   Çin’in, Doğu Türkistan’da her türlü iletişim imkanını kısıtladığı ve burasını

 kapalı bir bölge haline getirerek bölgede yaşanan insanlık dramının tüm boyutlarının öğrenilmesini engellendiği  duyurulabilir.

   Nasıl ki Suriye, Mısır, Tunus, Bosna, Libya, Filistin, Afganistan, Çeçenistan, Somali, Arakan ve Mali ile ilgileniliyorsa ata yurdumuz, Doğu Türkistan’daki, komünist Çin zulmü altında inleyen ve sistemli bir katliama tabi tutulan,

Müslüman Uygur Türk kardeşlerimizle de ilgilenmemiz lazımdır. Bu bizim boynumuzun borcudur.

   Acaba Suriye ve Filistin bize yakın da  Doğu Türkistan uzak mı? Filistin ve Suriye bize ne kadar yakın ise Doğu Türkistan da o kadar yakındır.

 Hükümetimiz, Uygur Türklerine karşı toplu katliamların yapıldığı, Çin terörüne karşı, derhal uluslararası toplum nezdinde girişimlerde bulunmalıdır. Çünkü her an yeni katliamların yapılacağı endişesi giderek artmaktadır.

    Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Türkü soydaşlarımızın bu kan ağlatan durumu, tüm dünya Müslümanlarının ve Türklerinin üzerine sorumluluk yüklemektedir.

   Sonuçta Çin zulmü altındaki Doğu Türkistan’da, 60 milyon Müslüman Uygur Türkü hayatını kaybetmiştir. Bu sayı, Bosna, Irak, Afganistan, Çeçenistan ve Filistin’de ölenlerin 10 katıdır.

  Halen Komünist Çin’in baskı ve esareti altında yaşayan Doğu Türkistan, milyonlarca evladını komünist rejime şehit verdi. Yüz binlerce Müslüman Türk, Çin hapishanelerinde işkence gördü/ görüyor, evlerinden yerlerinden sürüldüler, topraklarını terk etmek zorunda bırakıldılar.

   Şimdi, kapalı kapılar ardında yaşanan bu insanlık dışı olaylar, tüm boyutları ile tüm dünyanın gözleri önüne serilmelidir. Böyle bir hareket hem bu mazlum soydaşlarımızın ve dindaşlarımızın seslerini duyurmasına vesile olacak hem de dünya kamuoyunun dikkatini bu konuya çekecektir. Haydi şimdi bu hareket bizden olmalı. Bunu yapmalıyız.

  Yüce Rabb’imiz, Allah /C.C.) Hazretleri, Kur’ân-ı Muciz-ül Beyanı’nda “ Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu)  emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır. (Al-i İmran-104)” buyurmuşlardır

  Biz de acizâne, bu mübarek ayete dayanarak buradan duyuruyoruz. Geliniz Doğu Türkistan’da elli yıldır, komünist Çin zulmü altında inim inim inleyen Türk Kardeşlerimiz için, bu mübarek ayette belirtilen bireylerden biri veya birileri olmak için, ciddi bir çaba harcayalım.

  Tüm dünya, 1915 olaylarında tehcirden dolayı bazı zayiatları soykırım olarak lanse edip feveran ediyorlar da bu 50 yılda, Doğu Türkistan’da, Çin’in yaptığı zulümleri ve şehit edilen 60 milyon Müslüman Türkü neden görmüyor ? Acaba sözde soykırım dediklerindeki o 300 bin rakamı, 60 milyon rakamından çok mu büyüktür?

  Mesela, her asırda ve her zaman zulme karşı duran, Dadaşlar Diyarı Erzurum’umuzda, özellikle “ DOĞU TÜRKİSTAN”  konulu bir miting yapalım, özellikle bu isim altında bir kampanya başlatalım.

   Buradan, Dadaşlar Diyarı’ndaki tüm STK’lara ve tüm Dadaşlarıma çağrı yapıyorum. Geliniz bunu biz başlatalım, gerekirse tüm ülkemize bunu yayalım, hatta tüm Türk ve İslam Âlemine bunu duyuralım. Uygur Türkü Kardeşlerimize merhem olalım. Onların zulüm altında inleyen durumlarını tüm dünyaya anlatalım.

   İnşâAllah, dinini, namusunu, vatanını, bağımsızlığını savunarak zalim Çin tarafından zulüm gören, Doğu Türkistan’daki Müslüman Uygur Türkü kardeşlerimiz bu direnişlerinde başarıya ulaşıp zafere gideceklerdir. Onları can-ı gönülden selamlıyoruz. Hep bir ağızdan :

  “ Düşebilsem toprağına

    Yol ver Türk’ün Bayrağına

    Kurban Türk’ün Bayrağına

    Selam Türk’ün Bayrağına”  o güzel lirik şiirini okuyoruz.

   “Gerçekten onlar, muhakkak nusret ( yardım ve zafer) bulacaklardır. Saffat-172)”. İnşâllah, inşâAllah. Âmin, Âmin, Âmin !..

x

Check Also

Doğu Türkistan’da devam eden soykırım hakkında açıklama

Çin, soykırım suçlarını artık gizleyemez

Doğu Türkistanlılar Çin dışişleri bakanının Ankara ziyaretini protesto etti.

25 Mart perşembe günü Çin dışişleri bakanı Vang Yi’in Ankara ziyaretini tepki gösteren binlerce Doğu Türkistanlılar İstanbul Beyazıt meydanında protesto etti. Uluslararası Doğu Türkistan Teşkilatlar birligi öncülüğünde düzenlenen protesto ve Basın toplantısında protestocular, Zalim Çin ...

Doğu Türkistan’da devam eden soykırım basın açıklaması gerçekleşti

Doğu Türkistan’da, işgalci Çin yönetimi tarafından açık ve net bir şekilde soykırım yapılmaktadır. Çin, soykırım suçlarını artık gizleyemez.

Basın açıklamasına davet

Doğu Türkistan Basın Açıklamasına Davet

Doğu Türkistan Basın açıklamasına davet

Doğu Türkistan’da Soykırım devam ediyor Çin Dışişleri Bakanı Wang Yİ’nin Türkiye Ziyaretine karşı Ankara’da protesto ve basın açıklaması yapılacaktır. Tarih: 25 Mart Perşembe Saat: 11:00 Yer: Ankara Uluslararası Doğu Türkistan Teşkilatlar Birliği Google+

Doğu Türkistan’daki soykırıma Apple da sessiz kalmadı! O firmayla sözleşme feshedildi

Apple, Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerinin Çin tarafından zorla çalıştırılmasına kayıtsız kalmadı. Dünyaca ünlü şirketten Çin’e Doğu Türkistan boykotu geldi. Apple’ın kendisine kamera ve parça sağlayan Ofilm Group şirketiyle sözleşmelerini sonlandırdığı ifade edildi. Sözleşmenin feshine, Çin’in ...

Avrupa Birliği’nden Çin’e Doğu Türkistan Yaptırımları Kararı

Avrupa Birliği’nin 27 üye ülkesi, Katil Çin’in işgal altında tuttuğu Doğu Türkistan bölgesindeki Uygurlara yönelik insan hakları ihlalleri için 1989’dan bu yana ilk yaptırım kararı aldı. Reuters’e konuşan 2 AB diplomatı, 27 üye ülkenin büyükelçilerinin, ...

Doğu Türkistan’da kadın olmak konulu Protesto ve Basın açıklaması gerçekleşti

8 mart Dünya Kadınlar günü dolaysıyla İstanbul Tarabiye’deki Çin konsolosluğuna yakın sahilde , Doğu Türkistan’da kadın olmak konulu Protesto ve Basın açıklaması gerçekleşti. Doğu Türkistandaki işkence, tecavüz ve infaza maruz kalan Hanım kızlarımızın sesini duyurmak ...

Doğu Türkistanda Soykırım yapılıyor

Doğu Türkistan’da Soykırım yapılıyor Google+