UNUTULMAZ VATAN – DOĞU TÜRKİSTAN

“19. yüzyılda Doğu Türkistan´daki yerel yöneticiler Osmanlı idaresine biat etmiş, sultan adına hutbeler okutmuş ve siyasi bağların güçlendirilmesi yönünde çalışmıştır.

photo UNUTULMAZ VATAN – DOĞU TÜRKİSTAN

ASIM CENGİZ GÜR

Sultan Abdülaziz, Doğu Türkistan emiri Yakup Bey´e askerî bir heyet gönderip rakip devletlere karşı ona destek olurken, II. Abdülhamit döneminde bölgede bir İslam üniversitesi kurulması projesi gündeme gelmiştir. Ancak Osmanlı´nın giderek zayıflayan gücü, ilgisini uzak coğrafyalara taşımada zorlanmasına sebep olurken; Asya´da Çin´in artan gücü ve işgal süreci, bu coğrafyada bağların güçlenmesini önlemiştir. 20. yüzyılın başlangıcıyla birlikte, İslam dünyasındaki hemen her bölgede işgallerin görüldüğü bir döneme girilmiştir. Türkiye ile Doğu Türkistan arasındaki kopmanın başlangıcı, bu süreçte ortaya çıkmıştır. Türkiye, yüzünü her anlamda Batı´ya döndüğü için Türkiye´nin Asya´daki ülkelere ilgisinde genel bir düşüş yaşanmıştır. Sadece siyasi ve ekonomik olmakla kalmayıp kültürel alanda da hissedilen bu değişim, Asya´daki Türklerle ilişkilerin azalmasına yol açmıştır. O sıralarda kendisi zaten bir varlık krizi içinde bulunan Türkiye´nin, Rusya ve Çin´in artan gücü karşısında hatırı sayılır bir direnç göstermesi mümkün olmadığından, dış Türklere olan ilgisi en alt düzeylere inmiştir. 2. Dünya Savaşı sonrasında oluşan ideolojik çift kutuplu dünya, sadece Türkiye´nin değil, tüm İslam dünyasının edilgen bir konuma sürüklenmesine neden olduğundan, yukarıdaki olumsuz durum güçlenerek devam etmiştir. Konumu itibarıyla Doğu ve Batı bloklarından birine bağlanma dışında seçeneği bulunmadığı bir dönemde Türkiye, Batı güvenlik paktının etkisinde bir dış politika geliştirmiştir. Bunun sonucu olarak Doğu Bloku ülkeleri ve sosyalist dünya, Ankara´dan değil Washington´dan belirlenen politikalara göre algılandığından, Türk dünyası sosyalist bloğun nüfuz alanı olarak kalmıştır.

 

Ancak 1991 yılından sonra Sovyetler Birliği´nin çöküşü, bölgede yeni bir jeopolitik durum ortaya çıkarmış ve Türkiye´nin Orta Asya´ya ilgisinde de dönüşüm başlamıştır. Bu ilgi yeni bir açılımı getirirken, Asya´daki rekabet sadece Türkiye´yi bölgeye yakınlaştırmakla kalmamış, uluslararası alanda büyük bir çekişmeye de neden olmuştur.
Türkiye 1990´lı yıllar boyunca yeni fırsatlar ve nüfuz alanları açmaya çalışırken, bölgedeki ağırlığının artmasına paralel olarak Doğu Türkistan sorununu da resmî ve sivil düzeyde daha fazla gündeme getirmeye başlamıştır. Uluslararası dönüşümün ilk etkisi, Türkiye´deki Uygurların çalışmalarında görülen artış ve rahatlama olmuştur. Nitekim 1991 yılında Doğu Türkistan liderlerinden İsa Yusuf Alptekin, Ankara´da tüm siyasi parti liderleri, milletvekilleri ve bürokratlarla görüşme imkânı bulurken, bu görüşmelerde Doğu Türkistan´daki hak ihlalleri, asimilasyon ve siyasi baskı politikası yoğun biçimde gündeme gelmiş ve iki taraf arasında yeni bir yakınlaşma başlamıştır. Dönemin siyasi parti liderleri Mesut Yılmaz, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş, Süleyman Demirel ve Erdal İnönü ile görüşen Alptekin, tüm liderlerden destek talep etmiş ve Türkiye´nin Doğu Türkistan halkının sıkıntılarının giderilmesinde daha aktif rol oynamasını istemiştir. Dönemin başbakanı Süleyman Demirel, kendilerine yardım sözü verirken, Doğu Türkistan davasını uluslararası platformlara taşıyacaklarını ve sorunun çözümü için ellerinden gelen tüm çabayı göstereceklerini vaat etmiştir. Bu yakınlaşma sürecinde Turgut Öza, Alptekin ile görüşüp bölgenin sorunlarını en üst düzeyde dinlerken; Uygur lider de 60 yıldır göğsünde taşıdığı Doğu Türkistan bayrağını Özal´a teslim ederek sembolik anlamda bu davanın yeni liderliğinin Türkiye´de olması gerektiğine işaret etmiş ve destek talebini yinelemiştir. Özal da diğer liderler gibi davaya destek sözü vermiştir. Türkiye´nin, bölge politikaları gereği, bölge halklarına yönelik ilgisi, halklar arasında sürdürülen duygusal ilişkileri aşıp resmî bir boyut kazanırken, dönemin liderleri sık sık Orta Asya´ya ziyaretler yaparak ilişkilerin geliştirilmesi yönünde üst düzey çabalarını arttırmışlardır.

1995 yılında İzmir´de düzenlenen Türk Dünyası Buluşması´na Doğu Türkistan temsilcileri başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinden 800´ün üzerinde delege katılmıştır. Yayınlanan sonuç bildirisinde Doğu Türkistan halkının durumunun iyileştirilmesi konusunda daha fazla çaba harcanması istenmiş, ancak somut adımlara ilişkin bir ilerleme sağlanamamıştır. Bu kadar yoğun bir istek ve kararlılığa rağmen Doğu Türkistan sorununun çözümünde gözle görülür bir gelişme olmasını engelleyen temel unsurların başında, uluslararası konjonktür ve bu konjonktüre Türkiye´nin uyum sorunu gelmekteydi. Soğuk Savaş dönemi alışkanlıklarını üzerinden atmakta zorlanan Türk dış politikasının kendi politikalarını oluşturmaktan ziyade, Batı politikalarına destek olma eğilimindeydi. Bu temel hata, Ankara´nın, problemi uluslararası alana taşımada etkin olmasını engelleyici bir rol oynamıştır. Doğu Türkistan sorununun çözümünde Batı´nın harekete geçmesini bekleyen Türkiye´nin, bu hareketi çabuklaştıracak mekanizmaları kullanmadaki ataleti, Batı ile Çin arasındaki ilişkilerin dönüşümünde Doğu Türkistan konusunu Batı´nın öncelikli gündemi hâline getirememesinin de sebebiydi.

Bununla birlikte Çin yönetimi de eski döneme oranla Türkiye kamuoyunda daha yoğun gündeme gelmeye başlamış olan Doğu Türkistan konusunda Türkiye´ye uyarılar göndermeyi ihmal etmemiştir. Doğu Türkistan konusunda Türkiye´den verilen mesajları kendi iç işlerine müdahale olarak yorumlayacağını ifade eden Çin, âdeta Türkiye´ye PKK´nın desteklenmesi konusunda gözdağı vermiştir. Ankara, Çin ile giderek yüksek bir düzeyde sürdürülen ikili ilişkiler ile Orta Asya´da Turani nüfuz oluşturma arasında denge kurmaya çalıştıysa da, Çin baskıları en azından Türkiye´deki iç istikrarsızlık dönemlerinde etkili sonuçlar vermiştir. Örneğin, dönemin başbakanı Mesut Yılmaz, 1999 yılında Doğu Türkistanlıların faaliyetlerine resmî katılımı yasaklamakla kalmamış; Sultanahmet´te bulunan ve Uygur lider İsa Yusuf Alptekin´in ismi verilen parkın adını değiştirip Türkiye´de Doğu Türkistan bayraklarının kullanılmasını da yasaklamıştır. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, o sıralarda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak karara şiddetle karşı çıkmış ve bu kararın sadece Uygurlara değil, tüm Türk dünyasına bir ihanet olduğunu söylemiştir. 2003 yılında Türkiye´deki iktidar değişimi sadece içeride değil, dışarıda da farklı bir açılım rüzgârı getirdiğinden, Doğu Türkistan sorununa dikkat çekmeye ilişkin umutlar yeniden yeşermiştir. Yeni dönemi eskisinden ayıran en önemli fark, Doğu Türkistanlıların Türkiye´deki faaliyetlerine serbestlik getirilmesi olmuştur. Yeni hükümet, eski dönemde alınmış olan sınırlama kararlarını gevşetmekle birlikte sorunun köklü çözümü konusunda ciddi bir ilerleme sağlayamamıştır. Türkiye´nin Doğu Türkistan sorunu konusunda oynayabileceği rol, Çin ile ilişkilerinden bağımsız düşünülemeyeceği için, öncelikle ikili ilişkilerden yararlanma yoluna gitme eğilimi gözlenmektedir. Çin´i, en azından Uygur halkının yaşam koşullarının iyileştirilmesinde bazı adımlar atmaya zorlamak, en göze çarpan politika olarak görülmektedir. Bu politikanın ise diasporadaki Uygurların beklentilerinin çok gerisinde kaldığı açıktır. Türkiye ile Çin arasında 40´a yakın ikili anlaşma ve 20 milyar dolar düzeyinde bir ekonomik ilişki bulunmaktadır. Bu angajmanlar Türkiye´nin hareket alanını sınırlamakta, İslam İşbirliği Teşkilatı vasıtası ile sürdürülmek istenen politika ise, üye ülkeler arasındaki farklı görüşler sebebiyle uygulamaya geçirilememekte ve Doğu Türkistan´da yaşanan hak ihlallerinin önlenmesi için ciddi bir destek vermemektedir. Doğu Türkistanlıların kurmuş olduğu uluslararası örgütlerden hiçbirini henüz İslam İşbirliği Teşkilatı´nın farklı platformlarında üye veya danışman sıfatıyla yer vermemiştir.

http://insamer.com/tr/dogu-turkistan-sorununun-cozumunde-turkiye-ve-islam-dunyasi_123.html adresinden aktardığımız bu notlar, basında ve sosyal medyada yer alan Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin feryadlarına sonuç alıcı faaliyetlerle cevap veremediğimizi de özetlemektedir.

Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun (ve buğzetsin). (Ancak) bu da imanın en zayıf derecesidir”buyuruyor. Hiç olmazsa kalbimizde buğzumuz olsun, bir gün bizi harekete geçirecek ve bizi bu dereceden daha aşağıya düşmekten alıkoyacak.

kayserihaber. com.tr

 

x

Check Also

Doğu Türkistan’da devam eden soykırım hakkında açıklama

Çin, soykırım suçlarını artık gizleyemez

Doğu Türkistanlılar Çin dışişleri bakanının Ankara ziyaretini protesto etti.

25 Mart perşembe günü Çin dışişleri bakanı Vang Yi’in Ankara ziyaretini tepki gösteren binlerce Doğu Türkistanlılar İstanbul Beyazıt meydanında protesto etti. Uluslararası Doğu Türkistan Teşkilatlar birligi öncülüğünde düzenlenen protesto ve Basın toplantısında protestocular, Zalim Çin ...

Doğu Türkistan’da devam eden soykırım basın açıklaması gerçekleşti

Doğu Türkistan’da, işgalci Çin yönetimi tarafından açık ve net bir şekilde soykırım yapılmaktadır. Çin, soykırım suçlarını artık gizleyemez.

AB’den Çin’e Doğu Türkistan yaptırımı! 30 yıl sonra bir ilk!

Doğu Türkistanlılara zulmeden Çin'e tüm dünyadan eleştiriler yükselmeye devam ediyor. Uygur zulmüne karşı Avrupa Birliği 30 yıl sonra Çin'e yaptırım kararı aldı.

Basın açıklamasına davet

Doğu Türkistan Basın Açıklamasına Davet

Doğu Türkistan Basın açıklamasına davet

Doğu Türkistan’da Soykırım devam ediyor Çin Dışişleri Bakanı Wang Yİ’nin Türkiye Ziyaretine karşı Ankara’da protesto ve basın açıklaması yapılacaktır. Tarih: 25 Mart Perşembe Saat: 11:00 Yer: Ankara Uluslararası Doğu Türkistan Teşkilatlar Birliği Google+

Doğu Türkistan’daki soykırıma Apple da sessiz kalmadı! O firmayla sözleşme feshedildi

Apple, Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerinin Çin tarafından zorla çalıştırılmasına kayıtsız kalmadı. Dünyaca ünlü şirketten Çin’e Doğu Türkistan boykotu geldi. Apple’ın kendisine kamera ve parça sağlayan Ofilm Group şirketiyle sözleşmelerini sonlandırdığı ifade edildi. Sözleşmenin feshine, Çin’in ...

Avrupa Birliği’nden Çin’e Doğu Türkistan Yaptırımları Kararı

Avrupa Birliği’nin 27 üye ülkesi, Katil Çin’in işgal altında tuttuğu Doğu Türkistan bölgesindeki Uygurlara yönelik insan hakları ihlalleri için 1989’dan bu yana ilk yaptırım kararı aldı. Reuters’e konuşan 2 AB diplomatı, 27 üye ülkenin büyükelçilerinin, ...

Doğu Türkistan’da kadın olmak konulu Protesto ve Basın açıklaması gerçekleşti

8 mart Dünya Kadınlar günü dolaysıyla İstanbul Tarabiye’deki Çin konsolosluğuna yakın sahilde , Doğu Türkistan’da kadın olmak konulu Protesto ve Basın açıklaması gerçekleşti. Doğu Türkistandaki işkence, tecavüz ve infaza maruz kalan Hanım kızlarımızın sesini duyurmak ...