STK’lar Mülteci Sorunu’na dikkat çekti

Uluslararası Mülteci Hakları Derneği, İHH İnsani Yardım Vakfı, Mazlum-Der Mülteci Hakları Merkezi, Mülteci-Der, Türkistan – Der, Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği, Uluslararası Af Örgütü son dönemlerde artan ve mültecileri konu alan problemlere ilişkin basın toplantısı düzenleyerek ortak bir bildiri yayınladılar.

10525971_770534279681165_3840827439381093755_n

Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Başkanı Uğur Yıldırım: “Türkiye, 2 milyonu aşkın mülteciye ev sahipliği yapıyor. Sadece ekmeğimizi paylaşarak çözüm bulamayız. Halep koridorunun kapanma ihtimali mülteci sayısını arttırabilir. Mülteci sorunlarıyla ilgili acil çözüm gerektiren konular var” dedi.

Dünya genelinde mülteci hakları konusunda büyük sıkıntıların yaşandığını ifade eden Yıldırım, Türkiye ve dünyada bu alanda acil olarak çeşitli çalışmaların yapılması gerektiğinin altını çizdi. Mültecilerin dünya üzerinde insan kaçakçılığı ve insan ticareti yapan şebekelerin tuzağına düştüklerini, taciz edildiklerini, organ ticareti yapanların ellerine düştüklerini, sömürüldüklerini ve istismara uğradıklarını belirten Yıldırım, mültecilerin her geçen gün hayatlarını kaybettiklerine de vurgu yaptı.

İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Sekreteri Yavuz Dede ise, mültecilik artık yalnızca Türkiye’nin değil dünyanın bir sorunu olduğuna dikkat çekti.

Doğu Türkistan Maarif Derneği Başkanı Hidayet Oğuzhan: “Tayland’a sığınan 300 Doğu Türkistanlı’nın Çin’e iadeleri ve kurşuna dizilme tehlikeleri mültecilerin durumunu özetliyor.” dedi. Oğuzhan, mülteciler için acil olarak yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyledi.

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü Murat Çekiç ise yaptığı açıklamada, Türkiye gibi Ürdün ve Lübnan’ın da Suriyeli mülteciler konusunda uluslararası camia tarafından yalnız bırakıldığını ve uluslararası camianın mülteciler konusunda üzerine düşen görevleri yerine getirmediğini açıkladı.

Mülteci konusuna dikkat çekmek için bir araya gelen sivil toplum örgütleri aşağıdaki ortak bildiriye imza attılar.

MÜLTECİLERİN YAŞAM HAKKI EN ÖNEMLİ ÖNCELİK OLMALIDIR!

Son dönemde artan ve mültecileri konu alan olay/problemlere ilişkin bu basın açıklamasını yapma zarureti hâsıl olmuştur.
Türkiye, sayıları 2 milyonu aşkın olduğu tahmin edilen mülteciye ev sahipliği yapıyor. Bu ülkemizin misafirperverliğini göstermekle birlikte tüm kamuoyuna vahim bir tabloyu da açıkça göstermek zorundadır; artık sadece evlerimizin kapılarını açarak, ekmeğimizi bölerek çözüm bulamayacağımız bir sorunla karşı karşıyayız.

Her gün yeni bir vakıa duyuyoruz; Edirne’de 3’ü çocuk 9 Afganlı mültecinin öldürülmesi, mültecilerin Romanya-Bulgaristan hattına geçmeye çalışırken meydana gelen tekne faciası, Türkiye’ye geçmek üzere Tayland’a sığınan 300 Doğu Türkistan uyruklu mültecinin Çin’e iade edilmek istenmeleriyle yüz yüze kaldıkları “kurşuna dizilme” tehlikesi gibi sıcak krizler yüzleşmek zorunda olduğumuz tablonun yalnızca bir yüzü.

Öte yandan soğukların başlamasıyla yersiz-yurtsuz insanların sığınacak bir damlarının olmayışı, soğuk zehirlenmesi vakıalarının mülteciler arasında artış göstermesi, mültecilerin yoğun olduğu bölgelerde sürekli tekrarlanan adli vakıalar, salt kılık-kıyafetine bakılarak ölüm tehlikesinin olduğu yerlere geri gönderilmek istenenler, geri gönderme merkezlerinin sağlıksız-güvenliksiz ortamları bizleri düşündürmektedir. Güncel bir başka sorun olarak Halep koridorunun kapanma ihtimaline karşılık başlayacak sayıları 2 milyona kadar varacağı tahmin edilen yeni bir mülteci akını haberleri de kaygılarımızı tetiklemekte.

Bu yoğun ve çaresiz nüfusun giderek artması insan ticaretini organize bir tehlikeye dönüştüren örgütlerin ekmeğine yağ sürmekte ve etkin bir denetimin olmayışı sebebiyle başta cinsel istismara dayalı kadın ticareti, zorla evlendirmeler, organ ticareti, iş gücü sömürüsü gibi mültecilere yönelik yaygınlaşan vakıalar tedirginliğimizi arttırmaktadır.

Tedirginiz, çünkü; bu denli kapsamlı bir problemle karşı karşıya olduğumuz halde gerek yetkililerde gerekse kamuoyunda lokal iyileştirmelerle, etkin olmayan çözümlerle mesele halledilmiş gibi bir algı var.

Tedirginiz, çünkü; sürekli artan mülteci sayısıyla orantılı olarak, kamuoyunda ve basın dilinde aynı oranda artan ve kendini “kaçak”, “yasadışı giriş yapan”, “kimliksiz” gibi tanımlamalarda gösteren mültecilere dönük ayrımcı/ötekileştirici/suçlayıcı bir dil var.

Tedirginiz, çünkü; mevzuat gelişmeleri tamamlanmaya çalışıldığı halde, bir türlü etkinleştirilemeyen kontrol mekanizmaları var. Savaşlardan kaçarak, canını zor kurtaran mülteciler sırf yanlarına pasaport/kimliklerini alamadıkları için “kaçak” damgası yiyebilmekte, her türlü haklarından onlara ilk rastlayan memurun iki dudağından çıkan bir sözle mahrum edilebilmekteler.
Bu bildiriye imza atan sivil toplum örgütleri olarak;

1. Yalnızca ve tek boyutlu bir mülteci problemi ile karşı karşıya olmadığımızı; buna bağlı olarak insan ticareti, fuhuş ticareti, göçmen kaçakçılığı gibi başka sorunların da giderek arttığını,

2. Öncelikli olarak Göç İdaresi Müdürlüğünün tüm organları ile birlikte derhal etkin bir şekilde kuruluşunun tamamlanması gerektiğini,

3. Etkin kontrol mekanizmalarının devreye sokularak mültecilerin etkin başvuru yollarının açılması gerektiğini,

4. Giderek artış gösteren gerek mültecilere yönelik gerekse mültecilerin sebep olduğu adli vakıalara ilişkin etkili kurumların devreye sokulması, gerekirse bu meseleye özgü kurumların kurulması gerektiğini,

5. Göçmen kaçakçılığı, fuhuş ve insan ticareti yapan çete/örgütlerinin mültecilerin zor şartlarından yararlanarak palazlanıp alan genişletmelerinin önüne geçilmesi ve bu suçlara özgü etkin-ağır-caydırıcı çözümler bulunması gerektiğini,

6. Soğukların başlamasıyla birlikte kışın zor şartlarında içerisinde bulundukları kötü koşulların katlanarak büyüdüğü mültecilerin barınak-sıcak yer ihtiyaçlarının acilen karşılanması gerektiğini,

7. Karşı karşıya kaldığımız yeni mülteci akınlarına hazırlıklı olabilmek adına, etkin-etkili-mükellef çözümler üretilmesi, bunun için başta mültecilerin ihtiyaçlarını gözeterek alanda çalışan sivil toplum örgütleri ile dirsek temasına geçilip ihtiyaç-beklenti-risk-çözüm analizlerinin yapılması gerektiğini,

8. Mülteci algısına yönelik ayrımcı/ötekileştirici/suçlayıcı dilin terk edilerek, “yeryüzü hepimizindir” düsturuyla kucaklayıcı/yaşam hakkını önceleyen/merhametli bir dilin kullanılması gerektiğini,

Gerek ilgili yetkililere gerekse kamuoyuna saygıyla bildiririz.

BİLDİRİYE İMZA ATAN SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ

ULUSLARARASI MÜLTECİ HAKLARI DERNEĞİ

İHH İNSAN HAK VE HÜRRİYETLERİ İNSANİ YARDIM VARKFI, MAZLUM-DER, SGDD (Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği), MÜLTECİ-DER, ULUSLARARASI TÜRKİSTANLILAR DAYANIŞMA DERNEĞİ (UTD-Der), DOĞU TÜRKİSTAN MAARİF VE DAYANIŞMA DERNEĞİ, ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ

 

x

Check Also

Doğu Türkistan Maarif Cemiyeti’nden Rektör Uysal’a ziyaret

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kazım Uysal, Doğu Türkistan Maarif Cemiyeti ve Uluslararası Doğu Türkistan STK’lar Birliği Başkanı Hidayet Oğuzhan ve beraberindeki heyeti makamında kabul etti.Doğu Türkistan Maarif Cemiyeti ve Uluslararası Doğu Türkistan STK’lar ...

Urumçi katliamının 12. yıl döneminde Çin konsolosluğu önünde protesto yapıldı

5 Temmuz Urumçi Katliamının 12. Sene-i devriyesi münasebeti ile Bugün İstanbul’da Uluslararası Doğu Türkistan STK’lar Birliğinin öncülüğünde Diğer Doğu Türkistanlı kardeş STK’larının desteğiyle basın açıklaması ve miting düzendi. Mitinge 5-6 Bin civarında dava dostlari ve ...

Maarif Hareketi Ailesi Buluştu

Maarif Hareketi Ailesi Buluştu. Çin Virüsü pandemi kısıtlamalarının kaldırılmasından sonra uzun zamandır bir araya gelemediğimiz Maarif Hareketi dava kardeşliği Maarif Ailesi Buluşması kapsamında bir araya toplandı. Google+

Çin izin vermezse Doğu Türkistan için farklı seçenekler var

İnsan hakları savunucuları ve Batılı diplomatlar, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri’nin, Çin memnun olmasa bile, Uygurların Doğu Türkistan’daki gün geçtikçe kötüleşen durumuna ilişkin kendi bulgularını belgelendirmesi gerektiğini belirtiyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle ...

Müslüman Uygur Türkleri Çinin sistematik baskıyla karşı karşıya

<iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/GRBcP5BrffI" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe> Çin'in Müslüman Uygurları, kendi hükümetlerinin sistematik baskısı ile karşı karşıya. Anavatanları olan Sincan eyaleti bir polis devletine dönüştürüldü - tahminen ...

Doğu Türkistanlı çocukların kimi kampta kimi Çinlilerin evinde

Bekir Şirin milligazete. com.tr Doğu Türkistanlı çocukların çilesi bitmek bilmiyor. Kimi asimilasyon kampında kimi Çinli bireylerin elinde bulunuyor Uluslararası Doğu Türkistan STK’ları Birliği’nin açıklamasına göre bir milyonu aşkın Doğu Türkistanlı çocuk, Çinlileştirme Çocuk kamplarında, tam ...

Esaret ve Zulmün gerçek yüzü Doğu Türkistan

Esaret ve Zulmün gerçek yüzü Doğu Türkistan Doğu Türkistan rumuz yayınevi Hidayet Oğuzhan Doğu Türkistan Kısa Özet Doğu Türkistan’ın Kaşgar vilayetinde doğdu. Pakistan Lahore Uluslararası İslami Bilimler Enstitüsünde İslam hukuku bölümünde  lisans eğitimini bitiren Oğuzhan, ...

Ankara Baroların, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerine yönelik basın açıklamasa

Ankara Baroların, Çin işgal altında bulunan Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerine yönelik basın açıklamasa Google+

Akit TV’de Uygur Türkü annelerden yürekleri dağlayan yardım çığlığı!

Doğu Türkistan’da zulüm gören Uygur Türkü annler Akit TV canlı yayına katıldı. Çin zulmüne uğrayan Uygur Türkü anneler, çocuklarına kavuşmak için gözyaşlarıyla yardım istedi. İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Akit TV’de gerçekleştirdiği ‘Doğu Türkistan Özel Yayını’na ...