Doğu Türkistan Katliamına Karşı Basın Açıklaması

IMG_5088

Doğu Türkistan Katliamına Karşı Basın Açıklaması tam metni

Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği başkanı Hidayet OĞUZHAN
03 Temmuz 2013
Çok değerli basın mensupları, kıymetli misafirler!
26 Haziran Çarşamba günü Sabah saatlerinde Doğu Türkistan’ın kadim tarihi şehri Turfan’da, bir grup Uygur genciyle İşgalci Çin güvenlik güçleri arasında şiddetli çatışma olay yaşandı, olayda ondan fazla gencimiz şehit edildiği bildirildi. Çin Komünist Partisi’nin medya kurluşu olan Xinhua, her zamanki gibi bu olayı da çarpıtarak muğlak bir şekilde dünyaya duyurmuş, olay nedeni ve o esnada yaşananlar ve sonucu hakkında detaylı bilgi vermezken, olayda ölen ve yaralananların sayısı hakkında yaptığı tutarsızlığı ile de dünya medyasının alay konusu olmuştur.
Malumunuz, Çin devlet tekelindeki özgür ve tarafsız habercilik anlayışından tamamen yoksun olan medya, son birkaç ay içinde Kaşgar Maralbişi katliamı, Korla katliamı, Aksu olayı, Kaşgar Kargalık olayı ve en son Hotan katliamı olarak dünya basınına yansıyan kanlı vakalarda da gerçekleri çarpıtarak dünyaya dezenformasyon nitelikli açıklama yapmış ve bunların birer terörist saldırısı olduğunu iddia etmişti. En son yaşanan Turfan vilayetinde yaşanan olayları da aynı şekilde dünyaya organize terör olayı olarak lanse etmeye çalışmaktadır.
Turfan’da yaşanan olayın aslı şudur: işgalcı Çin Hükümeti, 64 yıldan beri Doğu Türkistan’da din, dil, kültür, yaşam tarzına, kısacası hayatın tüm alanına yönelik uygulamakta olduğu her türlü baskıcı politikalarını son dönemlerde daha da artırmış, Müslüman Türk halkını adeta nefes alamaz hale getirirken, diğer taraftan orantısız ve haksız bir şekilde Çin’den getirdiği milyonlarca göçmen Çinlilere yaşam olanağı sağlamak amacıyla yerli halkın ev, iş, tarla ve bahçelerini zorla işgal etmekte, yurtlarını terketmeye, merkezi bölgelerden kırsallara, çöllere göç etmeye zorlamaktadır.
Yerli halk, bu baskıcı politikalara karşı elinden geldiği kadarıyla haklarını savunmaya, haksızlığı dile getirmeye çalışmakta, ama Çin Hükümetinin haksız politikalarına karşı söylenen bir çift laf bile terör girişimi olarak nitelendirilmektedir. Son olarak Turfan’da yaşanan olay da bu sebepten vuku bolmuş, daha birkaç gün öncesi birçok gencin haksız tutuklanmasına, ev ve bahçelerinin zorla ellerinden alınıp, iş makineleriyle yerle bir edilmesine karşı çıkan ve bu haksızlığın durdurulmasını talep eden bir grup Uygur genci, yerel hükümet binası önünde toplanmışlar, ama birkaç Uygur Türkünün bir araya gelmesinden her zaman tedirgin olan Çin güvenlik güçleri, yine telaşa kapılarak ellerinde hiçbir alet olmayan kalabalığa ateş açmıştır. ilk günlerde Çin medyası Olay yerinde 27 kişinin öldüğünü duyurdu ve sonradan ölenlerin sayısının 46 olduğu öğrenildi. Olay kanlı bastırıldıktan sonra, Turfan genelinde helikopter ve uçak destekli arama operasyonu başlatılmış ve birçok Uygur genci suçsuz yere gözaltına alınmıştır. Turfan olayından iki gün sonra, yani Cuma günü ise, Turfan’da yaşanan haksızlığa tepkilerini göstermek isteyen 400’e yakın Hoten halkı, Cuma namazı çıkışında bir yürüyüş düzenlemiş, şehir merkezine doğru giderken, yine Çinli güvenlik güçlerinin silahlı saldırısına uğramıştır. Açılan ateşte 26 kişinin şehit olduğu gelen bilgiler arasındadır. Şahitlere gore, canlarını kurtarıp kaçanlar için polis telsizlerinde “hiçkimse elinizden canlı olarak kaçmasın, kurtulurlarsa başımıza dert olur” anonsu geçildiği duyulmuştur.
Hoten’de yapılan bu katliamdan hemen sonra Çin medyası, olayı dünyaya “ellerinde bicak ve kesici aletler olan motosikletli aşırı dinci guruba müdahele edildi” şeklinde duyurdu. Olay sonrası, Çin Hükümeti, vilayet genelinde telefon, internet erişimini ve şehir giriş çıkışlarını tamamen kapattığı için, olayda ölen ve yaralananlarla ilgili sağlam bilgi almak mümkün olmamaktadır. Onun hemen akabinde, Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de yine benzeri bir çatışma olayı yaşanmış, ama bu olayla ilgili de şu ana dek net bilgi alınamamıştır.
Yaşanan bu son olayları kanlı bastıran, hem de çok telaşa kapılan Çin Merkez Hükümeti, acil toplantı üstüne toplatı yapmış ve Çin Devlet Başkanı Şi Cin Ping, bir açıklama yaparak Doğu Türkistan’da oluşabilecek herhangi bir hareketliliğin derhal ve her ne pahasına olursa olsun kanlı bir şekilde bastırılmasını emretmiştir. Bu emri hemen uygulamaya koyan Çin güvenlik güçleri, Pazar gününden itibaren başkent Urumçi sokaklarında tanklı, toplu tatbikat düzenleyerek şehirde adeta devlet terörü estirmiş ve halkı korkutmaya çalışmıştır. Tatbikat için Doğu Türkistan’da bulunan yüzbinlerce Çinli asker yetmiyormuş gibi, Çin’in iç kesimlerinden Urumçi’ye asker sevkiyatı yapılmış, şuan Urumçi sokakları askerle doldurulmuş vaziyettedir. Benzeri durumun bütün Doğu Türkistan genelinde uygulandığını açıkça ifade etmek de mümkündür. Şuan Doğu Türkistanın her yerinde olağanüstü hal yürütülmekte olup, tutuklamalar, opersayonlar had safhaya ulaşmıştır ve halkımız kaos, korku ve endişe içinde kalmıştır.
5 Temmuz 2009’da Urumçi’de yaşanan soykırımın dördüncü yıldönümü yaklaşırken, Çin’in bu yersiz ve orantısız askeri hareketliliği ve yürürlükteki eylemini şiddetle lanetliyor, halkımızın dünya kamuoyu önünde yine kanlı kıyımdan geçirilmesinden çok endişe duyuyoruz.
Çin’in bir diğer resmi medya kuruluşu olan Global Times Gazetesi, Çin istihbaratının yönlendirmesiyle güvenlikçi ajanlarla yaptıkları röportaja dayanarak dünya kamoyunun dıkkatını yanlış yerlere çekmek için, dün tamamen iftiralarla dolu bir yazı yayınlanmıştır. Yazıda, Turfan ve diğer bölgelerde yaşanan son olayların dış güçlerle bağlantılı olduğu iddia edilmiş ve hedefine Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği ile birlikte bir başka Doğu Türkistan Teşkilatını koymuştur. Yazılanlara göre, son günlerde Doğu Türkistanda yaşanan olayları organize eden sözde provokatör Memet Ali adlı meçhul şahsı öne sürerek komik bir şekilde bu şahsın, derneğimizin, Suriye muhalif güçlerinin ve Doğu Türkistan islam Hareketi olarak iddia edilen bir başka teşkilatın yardımıyla Suriye’de savaştığı ve askeri eğitim aldıktan sonra, ÇKP’nin adil yönetimi altında, barış, huzur ve mutlu bir şekilde yaşamakta olan halkı kışkırtmak amacıyla Çine geri döndüğü ve son yaşanan olayları organize ettiği ifade edilmektedir. Çin’in ortaya attığı bu iddia tamamen asılsız, mesnetsiz iftira ve komplodan başka bişey değildir. Doğu Türkistandaki halkımızn haklı tepkilerini ve mücadelesini bu tür komplo ve sulandırmalarla kirletmeyi amaçlamaktadırlar. Biz, Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği olarak Çinin bu tür asılsız ithamlarını ret ediyoruz ve bu çirkin davranışını halkımıza yönelik başlattıkları soykırım amaçlı katliam planına bir meşruiyet kılıfı uydurma çabasından ibaret bir gayret olduğunu ifade ediyoruz.
Biz, halkımızın özgürlükleri, bağımsızlığı, hak – hukuk mücadelelerinde her zaman sahip çıkacağımızı, yanlarında olduğumuzu ve olmaya devam edeceğimizi de dile getirmekten onur duyduğumuzu belirtmek isteriz. Bu vesileyle, Çin’in işgalcı, baskıcı, kışkırtıcı, zalim politikalarıyla birlikte bu iftiracı tavrını esefle kınıyor, hakkımızda ortaya atılan iddiaları tamamen reddediyoruz.
Son olarak şunu belirtmek isterim ki, yaşanan olaylar ve halkımızın tepkisi tamamıyla işgalcı Çin Hükümeti’nin, Doğu Türkistan’da uygulamakta olduğu baskıcı, caydırıcı ve çok şiddetli politikaları; yerli halkın hak – hukukunun ayaklar altında çiğnenmesi, can ve mallarının haksız biçimde ellerinden alınması; haksız ve orantısız bir biçimde uygulanmakta olan göç politikalarından kaynaklanmaktadır ve halk tepkisinin diasporadaki teşkilatlarımızla organizasyon açısından hiçbir bağlantısı olmamakla birlikte tamamen yerli halkın haksızlıklara karşı gösterdiği masum ve meşru tepkileri sonucu meydana gelen gelişmelerdir. Bunları bahane ederek Urumçi’de asker yığını yapıp, şehri kışlaya çeviren Çin’in, soykırıma yeltenmesine karşı bu basın açıklamasını yapmaktayız.
Sizin aracılığınızla başta Türkiye Cumhuriyeti başta olmak üzere, STK’lar, BM, İslam İşbirliği Teşkilatı, AB, İnsan Haklarıni izle Örgütünün, Çin’den olaylarla ilgili detaylı bilgi istemesini, mümkünse bölgeye bağımısz ve tarafsız bir heyet göndererek olayları yerinde incelemesi ve kamuoyunu aydınlatmasını, Çin’in bu baskıcı politikalarından vaz geçmesi ve Doğu Türkistan’ın işgalini sonlandırması için baskı yapmasını istiyoruz. Bu konuda siz değerli basın mensuplarına, halkı bilgilendirmek ve kamuoyu oluşturmak suretiyle, kamuoyuna Çin zulmü altında inleyen, katliamla karşı karşıya kalan 35 milyonu aşkın Müslüman Türk halkının çığlığını ulaştırmak yolunda büyük görev düşmektedir. Bu konuda sizlere inanıyor, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum!
Hidayet OĞUZHAN

Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği, Doğu Türkistan Vakfı, Doğu Türkistan Göçmenler Derneği, Doğu Türkistan Gençlik ve Kültür Derneği, Doğu Türkistan Sevgi Derneği. İHH, İDSB, TGTV. Sivil Dayanışma Platformu, Siyasal Vakfı. İMH, Uluslararası Hukukçular Birliği, Uluslararası Türkistanlılar Birliği, Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği . Avrasya Türk Dernekleri Federasyonu. BBP,Saadet Partisi. Adalet Platformu.
Hür Özbekistan Platformu.Deniz Feneri.Mazlum Der.ve diğer Sivil Toplum Kuruluşları.

basin konferasn

x

Check Also

Çin: BM bünyesinde Uygur Müslümanları için etkinlik düzenlemek, Pekin’e hakaret

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde Uygur Özerk Bölgesiyle ilgili bir etkinlik düzenlenmesinin Pekin’e hakaret anlamına geldiğini söyledi. Konu ile ilgili açıklama yapan Hua Chunying, Almanya, ABD ve İngiltere’nin girişimiyle BM ...

Çin’den BM ülkelerine skandal çağrı: Pekin karşıtı organizasyonlara katılmayın

Çin’in Doğu Türkistan’da Uygur Türklerini maruz bıraktığı zulüm tüm çağrılara rağmen devam ediyor. Çin’in bazı BM ülkelerine Pekin’in Uygurlara uyguladığı zulmün ele alınacağı bir organizasyona katılmamaları yönünde ikna çağrısında bulunduğu belirtildi. Çin’in Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine ...

Çin güvenilir bir ticari partner midir?

Merve Şebnem Oruç / Gazeteci, Yazar 08.05.2021 Covid-19’a karşı geliştirdiği aşıyı ticari bir silah olarak kullanmayı denediği bilinen ve Doğu Türkistan nedeniyle karşılaştığı en ufak eleştiriye dahi çok sert ekonomik tehditlerle cevap veren Çin’in sadece ...

İngiltere’den Doğu Türkistan adımı! Çin zulmüne resmen ‘soykırım’ dedi

Çin’in Doğu Türkistan Uygur Müslüman Türklerine yönelik insanlık dışı uygulamalarını İngiliz parlamentosu ‘soykırım’ olarak tanıyan önemli bir karar aldı. Doğu Türkistan’da Müslüman Uygur Türklerine yönelik Çin zulmü devam ediyor. Binlerce Uygur Türkü’nü toplama kamplarında zorla çalıştıran, çocukları ...

İngiltere parlamentosu Çin zulmüne resmen ‘soykırım’ olarak kabul etti

İngiltere parlamentosu Çin zulmüne resmen ‘soykırım’ olarak kabul etti İngiltere parlamentosu 22 Nisan, perşembe günü oy birliğiyle Doğu Türkistan’da soykırım yapıldığını kabul etti ve açıklama yapıldı. İngiltere Milletvekillerinin oylama konuşmalarında 2022 Pekin Kış Olimpiyatlarının boykot ...

Türk Mahkemesi, Çin’in Abdulkadir Yapçan’ın iade talebini reddetti

Türk mahkemesi, Çin'in Abdukadir Yapcan'ın iade talebini reddetti Türk Adaleti Tecelli etti, Çin düzmece iftiralarla iadesini talep ettiği Doğu Türkistan davasının Yılmaz lideri ve kanaat önderi Abdulkadir YAPÇAN’in 8 Nisan 2021 tarihindeki duruşması hayırla sonuçlandı. ...

Yalanın Gölgesinde Soykırım: Doğu Türkistan konulu basın toplantısı gerçekleşti

Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri ve Çin yönetiminin propaganda faaliyetlerini cevap vermek amacıyla bir basın açıklaması gerçekleşti. basın toplantısında, Çin’in 2 Nisan’da gösterime giren “The War in The Shadows” filmiyle, Doğu Türkistan üzerinde propaganda ve ...

Sistematik soykırımın başlangıcı: Barın Katliamı

Çin’in Doğu Türkistan’ın Barın kasabasında gerçekleştirdiği katliamın üzerinden 31 yıl geçti.Eyüp Sultan Meydanı’nda düzenlenen basın açıklamasıyla 31 yıl önce yaşanan Barın Katliamı ile Doğu Türkistanlıların ortadan kaldırılması hedeflendi. Basın açıklamasını okuyan Uluslararası Doğu Türkistan Sivil ...

Barın Katliamın 31.yıl dönümünde Basın açıklaması

5 Nisan 1990 tarihinde Doğu Türkistan’ın kadim şehri Kaşgar’a bağlı Aktuğ yöresinin BARIN kasabasında İşgalci Çin Rejimi tarafından gerçekleştirilen Katliamı, Barın şehitlerini ve Barın Direnişini anmak ve Doğu Türkistan’da devam eden ve gün geçtikçe artan ...