Doğu Türkistanlı kadınların Durumu

uygur-kadinlar Doğu Türkistanlı kadınların Durumu  Ama tüm dünyada yapayalnız kalan Doğu Türkistanlı kadınlar zalim Çin’in zulmüne karşı direnmekte ve hala dimdik ayakta durmaktadır

Doğu Türkistanlı kadınların Durumu2013102160549-b Doğu Türkistanlı kadınların Durumu

Çin Komünist Hükümeti, 1949 yılında Doğu Türkistan’ı işgal ettiğinden beri yerli halkı asimile etmek ve yeryüzünden silmek için her türlü baskıcı politika ve uygulamaları yoğun bir şekilde yürürlüğe koymuş, bu uygulamaların bazılarında kısmen sonuç elde etmişse de, birçoğu o kadar zorluğa rağmen milli kimlik ve kültürünü korumaya çalışan halkın direnişinden dolayı başarısızlığa uğramıştır. Ama bugün devlet kılığına bürünmüş ve insanlıktan nasibini almamış bu komünist suç örgütü hiç ara vermeden yeni – yeni ve daha sert, daha baskıcı, hatta insanın akıl – fikri ermeyecek, erse de vicdan sızıntısından dolayı hemen vazgeçecek cinsten fikir ve uygulamalar üretiyor ve bununla ne sonuç elde edebileceği, ya da ne tür felaketlere yol açabileceğini hiç düşünmeden, muhatabın maddi, manevi, dini, milli, kültürel değer ve kıymetlerini hiç hesaba katmadan, hesaba katsa da her türlü sonucu göze alarak hemen yürürlüğe koyuyor ve sıkı bir şekilde icraattan geçiriyorlar. Yaklaşık 60 yıldan beri Çin’in hem işgali altında ezilen hem yukarıda bahsettiğimiz insanlık dışı uygulamalardan dolayı inim – inim inleyen Doğu Türkistan halkı yıllardan beri bir taraftan bu baskıcı politikaların muhatabı olarak uygulamaları yerine getirmeye çalışırken, diğer taraftan var gücüyle kendisini ve hamiyetindekileri korumaya çalışmaktadır. Ama ne acıdır ki, bu baskıcı politikalardan dolayı milyonlarca kadınımız, milletimizin anneleri hayatını kaybetti, milyonlarcası amansız hastalığa yakalandı, binlerce genç fidanlarımızın, geleceğin annelerinin namusu kirletildi, binlercesi baskı ve haksızlıklara dayanamadığından dolayı intihar etti, hala milyonlarca annemiz ve kız kardeşlerimizi bu baskı ve zorluklara maruz kalmaktadır. Dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş zulüm ve baskıdan dolayı endişe, korku, gözyaşı, kan, çile onların hayatının bir parçası haline gelmiştir.

doğu-türkistan-476129226204881936599 Doğu Türkistanlı kadınların Durumu

 Perki, zalim Çin hükümeti, Doğu Türkistanlı kadınlara ne tür zulüm ve işkenceler yapıyor? Bunları neden yapıyor ve ne tür sonuca ulaşıyor? Diye sorarsanız, bu sorulara aşağıdaki başlıca konularla cevap verebiliriz:

  1. Cahil bırakma politikası. Malumunuzdur ki, tarihten beri işgalciler kendi sömürüsündeki halkı cahil bırakarak istediği şekilde yönetmişlerdir. Kendileri de ta 20. yüz yılın başlarına dek Mançu İmparatorluğunun sömürüsü altında kalan ve çok cahil olduklarından dolayı kendilerinin Mançu değil de Çinli olduğunu bile bilmeyen, 1911 yılında Mançu İmparatorluğunun yıkılmasından sonra suni şekilde ortaya çıkan ve hızlı yayılan Büyük Çin Milliyetçiliği akımına kapılan Çinliler, özellikle 1949 yılından hâkimiyeti ele geçirmekle beraber, dışarıya doğru yayılmaya başlamış ve Doğu Türkistan, Tibet, İç Moğolistan gibi ülke ve bölgeleri işgal ettikten sonra, bu bölgelerdeki yerli halkı tamamıyla Çinlileştirmeye çalışmıştır. Bu çalışmaların ilki yerli halkı cahil bırakmak ve aydın kesimi temizlemek olmuştur. Bu çerçevede Çin yönetimi, bir taraftan yerli halktan yetişmiş aydın, elit kesimi ortadan yok ederken, diğer taraftan halk arasında komünizmi yayma propagandası yürütmüştür. Bu uygulamaların ana hedefi olan aydın erkekler ölüme sürüklenirken, bayanlara bütün işi – gücü, hatta emzikteki çocuklarını bile bıraktırıp kamplara toplatıldı ve bir taraftan beyin yıkama operasyonuna tabii tutularak komünizm ilkeleri hakkında eğitim verildi, diğer taraftan yaşlısı, genci, hatta hamile bile ayırtmadan sabahtan akşama kadar ağır koşullar altında zorunlu çalıştırıldı. Bir de buna ek olarak dini kötüleyen, dinle alay eden, dinin insan beynini zehirleyici hurafelerden oluşan düşüncelerden başka bir şey olmadığı telkin edildi. Okullarda normal eğitim durdu, müfredat tamamen komünist sisteme göre ayarlandı. Böylece Doğu Türkistanlı erkekleri gözden yok etme ve kadınların beynini yıkama politikası geniş kapsamlı devam ettirildi. Bu sistemin etkisi günümüzde de açık görülmekte, kadınların özel ya da mesleki eğitim alması kısıtlanmış, dini eğitim almasıysa tamamen yasaklanmıştır. Bazı yerlerde kısıtlı izin verilse de müfredat konularında komünist sistem ve Çin Komünist Partisini öven konuların ağırlıklı olarak öğretilmesi ve bu yönde propaganda yürütülmesi zorunlu kılınmaktadır.
  2. Zorunlu çalıştırma (angarya) politikası. Şimdi size soruyoruz: bu devirde dünyanın neresinde angarya vardır? Türkiye’de ortaokul ya da lise öğrencilerinden: angarya nedir? Diye sorduğunuzda mutlak çoğunluğu bilmezler, anlamını bilseler bile, bu devirde dünyanın hiçbir yerinde angaryanın kalmadığını söylerler. Doğru, bu devirde dünyanın hiçbir yerinde angarya kalmamıştır, ama sadece ve sadece Doğu Türkistan hariç. Evet, Doğu Türkistan’da 60 yıldan beri sistemli bir şekilde angarya politikası uygulanmaktadır. Doğu Türkistan halkının büyük çoğunluğu yazın tarımla, kışın ise el sanatı ve zanaatla uğraşarak hayata tutunmaya çalışıyorlar. Ama Çin Hükümeti, Doğu Türkistan halkının ek gelir elde etmesini engellemek ve devlet kazancını artırmak maksadıyla halkı kışın hiç boş bırakmıyor, elerinden uzak yerlere gönderiyor ve havanın dondurucu soğuğuna bakmadan çok ağır koşullar altında çalıştırıyor. Bu çerçevede her evden 12 yaşla 75 yaş arasındaki erkeklerin tümü, eğer erkek olmazsa aynı yaş grubundan, hatta hamile kadınlar da angaryaya gitmek zorundadır. Bu uygulama, özellikle Doğu Türkistan’ın güneyinde bulunan Kaşgar, Hoten ve Aksu illerine bağlı uzak ilçe ve köylerde çok sıkı yürütülmektedir. İnsanlar genelde kumlu bölgeleri tarıma uygun vaziyete getirmek, su gitmeyen ya da yağmur yağma ihtimali olmayan yerlere suni dere yapımı, kum akışını önlemek için çölün kenarına ağaç dikme gibi işler yaptırılıyor ve bu çalışmaların hepsi elle yapılıyor, hükümet hiçbir şekilde makine ya da araç sağlamıyor. Ağır koşullarda aylarca aç ve susuz, sabahtan akşama kadar mola bile vermeden çalıştırılan Doğu Türkistanlılar, özellikle de kadınlar ve çocukların çoğu baygın düşüyor, bazıları hayatını kaybediyor. Günlük vazifesini bitiremeyenler hayvana bile reva görülmeyen dayak, hakaretlere maruz kalıyor ve daha da ağır işlerlerde çalıştırılıyor, bazı kadınlar ise daha da kuytu yerlerde çalıştırılıyor ve onları nezaret eden kimselerin taciz ve tecavüzüne uğruyorlar.  Birkaç aylık angarya boyunca herkes kendi yiyecek – içeceğini kendisi hazırlıyor, hükümettense onlara hiçbir teminat verilmiyor.
  3. Köy Eğitimi Politikası. Çin hükümeti, liseyi bitiren öğrencileri üniversite sınavına girmeden önce iki yıllık köy eğitimini tabii tutmuştur. Bu uygulama 1960’lı yıllarda başlamış ve 1980’lere dek devam etmiştir. Liseyi bitiren her öğrenci kendi memleketinden uzak yerlere ve ücra köylere gönderilerek çiftçilik ve hayvancılık eğitimi bahanesiyle iki yıllık şekli değişmiş angaryaya tabii tutulmuştur. İki yıllık bu kamlarda dayak ve hakaret hiç eksik olmaz, vazifesini zamanında bitiremeyen erkekler dayak yerken, sorumlu kişilerin bazı özel isteklerini yerine getirmeyen kız öğrenciler ise yılsonunda sonuç raporu almak için ya rüşvet vermeye ya da iki yıldan beri kabul etmediği isteğe boyun eğmek zorunda kalıyordu. Yoksa eğitim süresi uzatılır, yıllarca o ağır çalışmadan kurtulamazlardı. Aksi takdirde bu gençlerin ne üniversiteye girebilmesi, ne hizmet bulup çalışması mümkün değildi. Bu sistemden dolayı milyonlarca gencin hayatı heba oldu, kızların namusu kirlendi, birçoğuysa intihar etti. Sistem gerçi 30 yıl önce çöktü, ama etkisi ve yankıları hala devam ediyor. Bazı vicdansızlar ise Doğu Türkistan’da bu sistemin tekrar yürürlüğe koyulmasını ileri sürüyorlar. Bu politikaya ağır bedel ödeyen Doğu Türkistan halkıysa politikanın tekrar gündeme gelmesinden çok tedirgindir.
  4. uygur-kadin Doğu Türkistanlı kadınların Durumu
  5. Zorunlu Kürtaj Politikası. Doğmak, doğurmak, çoğalmak hakkı Allah’ın sadece insanlara değil bütün varlıklara lütfettiği temel haklardan biridir. Komünist Partisi, 1949 yılında bütün Çin’in egemenliğini ele geçirirken Çin’in nüfusu 400 milyonu geçmiyordu. “İnsan demek güç demektir” düşüncesine sahip olan Mao, halkın çoğalması için geniş kapsamlı propaganda yürüttü ve Çin nüfusu, 30 yıl sonra korkutucu şekilde çoğalarak 3 katından daha fazla oldu ve 1 milyar 300 milyona ulaştı. Mao’un ölümü (1976)’dan sonra nüfus planlamasına geçen Çin hükümeti, şehirlerde bir, köylülerin iki çocuğa sahip olabilmesine karar verdi. Karar hemen yürürlüğe koyuldu. Çinliler ilk yılları karara saygı gösterirken, sonra vazgeçtiler ve kimisi açık, kimisi de gizli bir şekilde ikiden fazla doğurmaya başladı. Doğu Türkistanlılar ise uygulamaya baştan karşı çıkmış ve böyle bir şeyi kendilerinin asla kabul edemeyeceklerini bildirmişlerdir. Çin Hükümeti bir taraftan konuyla ilgili propaganda yürütüyor, diğer taraftansa yasaya uymayanlara karşı çok sert ceza kararnameleri çıkartmıştır. Bu cezaların başında para cezası geliyor ki, yasaktan fazla bir çocuk için aileler servet denecek kadar ceza ödemek zorunda kalıyorlar. Bazılarıysa hapse atılıyor ya da bütün mal varlığına el konuluyor. Bir de yasaktan fazla hamileliği ya da doğumu önlemek için yapılan yüzük takma, ilaç içme, iğne yapma, hamileyi düşürme, kısırlaştırma ve kürtaj vs. son derece sağlıksız tedbirler vardır. Bunlardan en vahimlisi kürtajdır ki, Doğu Türkistan’da en yaygın ve zorunlu olarak yapılmaktadır. Yasaktan fazla hamilelik yetkililerce fark edildiği zaman hemen evinden alınıyor ve kürtaja zorlanıyor. Kürtaj operasyonları son derece kötü koşullarda hem de ilkel usullerde yapılıyor. Bazen 7 – 8 aylık hamile bile anne karnından alınarak ya çöpe atılıyor ya da son yılların en gözde ve en lüks yemeği haline gelen “Cenin Yemeği” yapan lokantalara satılıyor. Bu ameliyatlarda çocuk zaten öldürülmek için yapılır, ama anneler o ilkel operasyondan dolayı çok ağır hastalığa yakalanıyor ve çok geçmeden gencecik yaşta hayata veda ediyorlar. Doğu Türkistan’ın Hoten İline bağlı bir ilçesindeki bir Çinli yetkilinin verdiği röportaja göre, o ilçede bir yıl içinde evlenme yaşındaki 100 bine yakın genç kıza kısırlaştırıcı ya da doğum erteleyici iğne yapılmıştır. Bebek düşürmenin bir başka yöntemi ve en vahşisi şöyle: bir köyde sınırdan fazla hamile kalan bayanların hepsi toplanır ve birinin ardına biri iple bağlanarak uzun kuyruk oluşturuluyor. Bu insan zincirinin en başında bir traktör ya da araba bulunur. Hazırlık bittikten sonra araç hareket etmeye başlar ve gittikçe hızlanır. Aracın arkasına bağlı kadınlar zinciri de araca tempo tutarak yürümeye başlar, sonra koşmaya, en sonunda yerde kilometrelerce sürüklenirler. Böylece karnındaki bebeği de düşmüş olur, kendisi ölmese de yarım can hale gelir. Yöntem ve işkenceler bunlarla sınırlı değildir, insan aklına gelmeyecek binlerce işkence türü vardır. Milyonlarca kadınımız işte bu tür vahşetlerden dolayı hayatını kaybetti, milyonlarcası yatalak hale geldi. Amansız hastalığa yakalananlarınsa sayısı belli değil. Çaresizlikten bazı aileler başka yurtlara hicret etmek zorunda kalmakta, bazıları karnındaki bebeği gizlemek için aylarca dışarı çıkmıyor, bazıları polis ya da yetkililerden kaçarak samanlıkta, tarlalarda, dağ başında, çölün ortasında tek başına doğurup büyütmek zorunda kalıyorlar. Bu konuyla ilgili misaller o kadar çok ki, saymak ya da yazmakla bitmeyecektir.uygur-kadinlar1 Doğu Türkistanlı kadınların Durumu
  6. Kızları zorunlu çalıştırılmak Çin’e üzere götürme politikası. Zalim Çin Hükümeti, yıllardan beri uygulamakta olduğu asimile politikasını hızlandırmak için 2000’lı yıllardan başlayarak meslek edindirme, yoksul aileleri kalkındırma bahanesiyle Doğu Türkistanlı 17 ile 22 yaş arasındaki fiziği düzgün, evlenmemiş kızları topluyor ve Çin’in iç kesimlerine götürüyor. Bu uygulama kapsamına erkekler alınmamıştı, sonra art niyetlerinin deşifre olmasından endişe ederek sembolik sayıda erkekleri almaya başladılar. Çin’den her gün binlerce Çinli iş bulmak için Doğu Türkistan’a akın ederken, fazla iş gücü olarak tanımlanan bu kızların Çin’e götürülmesi çok manidar bulundu ve bazı tepkiler ortaya koyuldu, ama hiçbir tepkiye aldırmayan Çin Hükümeti, kendi politikasını uygulamakta ısrar etti. Resmi makamların bildirdiğine göre şuana dek Çin’e götürülen Doğu Türkistanlı kızların sayısı bir milyonu geçmiş durumda. Bu kızlar adeta mülteci kamlarını andıran yatakhanelere yerleştiriliyor, sabah 8 din akşam 10’a kadar ağır koşullar altında çalıştırılıyor. Bir Çinli işçinin 400 dolara yaptığı işi, bu kızlara 40 dolar gibi çok düşük maaşla yaptırıyor, üstelik o maaş kendilerine vermiyor, belki bunları toplayıp, hükümete teslim eden mahalle muhtarına gönderiyor. Mahalle muhtarı da o maaşın en azından yarısını kendi cebine indirdikten sonra, gerisini ailesine veriyor. Bir de bu kızların aralarından en güzelleri seçilerek bazı yetkililerin kucağına, onlardan sonra bar, pavyon, otel gibi batakhanelere sürüklüyor. Namusuna, ırzına düşkün olan halkın bu kızları sonuçta kendilerini o bataklığın tam ortasında buluyor, o bataklıktan bir yolunu bulup kurtulanlarsa memleketi, mahallesi, ailesinin yüzüne leke sürmek, namusunu kirletmek gibi suçlamalardan çekinerek intihara kalkışıyor. Kızlarını çalışmaya gönderen ailelerse, kızları çalışma süresini doldurup evine dönene kadar perişan oluyor ve adeta ateş üstündeki kıl gibi kıvranıp dururlar. Peki, kızını niye gönderiyor bu aileler, göndermese olmaz mı? Hayır, göndermeden mümkün değil. Çünkü bu devlet politikası, ne yapıp edip gerçekleştirilmesi lazım. İlden ilçelere, ilçeden köylere, köyden mahallelere belli sayıda kız toplanması için emir verilir.  Emire uygun kızlar tek – tek tespit edilir ve gözden geçirilir. En uygun görülenlerin evine haber gönderilir, vermek istemeyenler tehdit edilir. Direnenlerin mal varlığına, tarlasına, bağına, hayvanlarına el konur, aile mahalleden, köyden sürgün edilir. Dolayısıyla, aileler hiç istemese de kızlarını vermek zorundalar. Ama Çin hükümeti bu işlerin tamamen ailelerin rızasıyla ve hiç kimsenin zorla götürülmediği tezini hala savunmaktadır.
  7. Dini baskı. Çin’in yasaklar ülkesi olduğu bütün dünyaca bilinmektedir. Kurnaz Çin Hükümeti, bazı göstermelik uygulamalarıyla dünya halkının gözünü boyama çalışıyor ve Çin’de her türlü dini inancın serbest olduğunu, isteyen herkesin istediği gibi inanma ya da inanma hürriyetine sahip olduğunu ileri sürmektedir. İşin aslına bakarsak hiçte öyle değildir. Çin hükümeti, 60 yıldan beri din konusunda, özellikle de egemenliği altındaki 200 milyona yakın Müslüman’ı bizzat ilgilendiren İslam Dini üzerine çok ağır baskılar yapıyor, bunu baskıyı Doğu Türkistan’da en yoğun şekilde yürütüyor. Doğu Türkistan’da bir zamanlar camilerin neredeyse tümü ibadete kapatılmış ve Çinliler tarafından domuz ağırı ya da kiler olarak kullanılmıştır. Bu durum bazı yerlerde ta 80’lı yılların ortasına kadar devam etmiştir. Şimdilerse camiler gerçi ibadete açık, ancak camiye girmek isteyenlerden birçok koşul aranıyor. Mesela, camiye girebilmek için, 1. kadın olmamak; 2. 18 yaşın altında olmamak; 3. Devlet memuru ve Komünist Çin Partisi üyesi olmamak; 4. Öğrenci ve öğretmen olmamak; 5. Emekli vs. olmamak lazım. Özellikle de kadınların camiye girmeleri baştan beri yasaklanmış, girenlerse hapse atılmıştır. Ayrıca, kadınların toplu ibadeti, sohbet, toplantı hakları da yasaklanmış, yasağa uymayanlar çok ağır cezalara çarptırılmıştır. Şubat 1997’yılında Doğu Türkistan’ın Gulca şehrinde meydana gelen katliam, kadir gecesini ibadetle geçirmek için bir eve toplanan bir grup kadının polislerce gözaltına alınması ve bir kaçının işkenceyle öldürülmesiyle başlamıştır.Doguturkistan1 Doğu Türkistanlı kadınların Durumu

Doğu Türkistan’daki kadınlara yönelik yürütülen baskıcı politikalar ve yapılan işkenceler bunlarla sınırlı değildir. Bizim bilmediğimiz ve adını bile duymadığımız türlü – türlü yasaklar, haksızlıklar, hak ihlalleri mevcuttur. Ama tüm dünyada yapayalnız kalan Doğu Türkistanlı kadınlar zalim Çin’in zulmüne karşı direnmekte ve hala dimdik ayakta durmaktadır. Çin zulmünün dozunun ne kadar artırırsa, Doğu Türkistanlı kadınlar da o kadar direnecek, Çin’i bütün dünyaya rezil etmeye devam edecektir. Gün gelir dünya halkı Doğu Türkistanlı kadınların çığlığını duyacak, en önemlisi her şeyi kendi hikmetiyle yaratan ve her zorluktan sonra bir kolaylığı veren yüce Allah, Doğu Türkistanlı kadınların kendisine yaptığı yalvarışlı, yakarışlı dualarına cevap verecek, dileklerini kabul edecek ve o gözü yaşlı anneler, yüreği parçalanmış bacılarımız Doğu Türkistan’ın hürlüğe kavuştuğu anki mutluluk gözyaşlarına boğulduğuna hep birlikte şahit olacağız, inşallah!

Kaynak: Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği

x

Check Also

Çin’deki ‘organ tacirleri’nin kan donduran görüntüleri! Çocukların organlarını…

Çin’de ocak ayında çekildiği belirtilen ve Hong Kong basınında ortaya çıkan bir görüntü tüm dünyada infiale neden oldu. Organ ticareti yapan Çinliler ile ...

ABD’DEN ÇIN HÜKÜMET KURULUŞU VE YETKILILERINE DOĞU TÜRKISTAN YAPTIRIMI

Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, Uygur Türklerine yönelik insan hakları ihlallerinde rolleri olduğu gerekçesiyle Çin yönetimine ait 1 kuruluş ile 2 ...

Çin’de gözaltında kaybolan Uygur modelden mesaj ve görüntüler: ‘Sorgu odalarından çığlıklar geliyordu’

John SudworthBBC News Dev Çin internet giyim şirketi Taobao için modellik yapan Merdan Ghappar kameralara poz vermeye alışkın biri. Fakat ...

Çin, Doğu Türkistan’da ‘bağımsız insan hakları gözlemi’ teklifini reddetti

Çin’in Paris Büyükelçiliği, Uygur Özerk Bölgesi’nde bağımsız insan hakları gözlemine izin verilmeyeceğini bildirdi. Ankara Çin‘in resmi yayın kuruluşu Global Times’ın ...

‘Çin Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerini kısırlaştırıyor’

Çin hükümetinin ülkedeki Uygur nüfusunu azaltmak için kadınları kısırlaştırdığına ilişkin tanık ifadeleri ve raporlar her geçen gün daha ciddi ve ...

İSVEÇLİ ÜNLÜ ŞARKICI ZARA’DAN ÇİN’E DOĞU TÜRKİSTAN TEPKİSİ!

İsveçli ünlü şarkıcı Zara Larsson, Çin’in Doğu Türkistan’daki insanlık dışı politikalarına tepki olarak Çin menşeli teknoloji şirketi Huawei ile reklam anlaşmasını ...

DOĞU TÜRKİSTAN’DA 2000 ÇİNLİ EĞİTMEN İŞE ALINACAK

Milyonlarca Uygur Türkünün ceza kamplarında tutulduğu ve muazzam zihinsel ve fiziksel işkenceye maruz kaldıkları dünyada çapında büyük tartışmalara konu olurken, ...

Birleşik Krallık’taki 44 milletvekili, Uygur Türklerine otomatik mülteci statüsü verilmesi çağrısında bulundu

Milletvekilleri, İçişleri Bakanlığı’na gönderdiği mektupta Çin’in Uygur Türklerine karşı soykırım uyguladığına yönelik kanıtların olduğuna dikkat çekti. Birleşik Krallık’taki 44 milletvekili, ...

Doğu Türkistan depremle sarsıldı

Çin işgali altındaki Doğu Türkistan Bölgesi’nde 4,8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Çin Deprem Ağları Merkezi, merkez üssü, Turfan kentine bağlı Toksun ilçesi ...