Çin İşkencesi

Çin İşkencesi

 Ebru Karalar
“Bugün silahımızı alanlar, yarın canımızı da alırlar. Ben silahımı Çinliler’e vermem. İstiyorlarsa ve güçleri yetiyorsa, gelip alsınlar!” 
Bu sözler Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı için mücadele eden Altay Kazaklarından, asıl adı Osman İslamoğlu olan direnişçi lider Osman Batur’a ait. “Batur” kahraman ve cesur anlamında ve milleti ona bu ünvanı vermiş…
1911 yılında Çinlilere ve Ruslara karşı mücadeleye başlayan Osman Batur, 1943’te Altay Kazakları’nın Han’ı ilan edildi. 1945’e gelindiğinde Doğu Türkistan’da birkaç şehir haricinde kontrol Türklerin eline geçmişti. Buna tahammül edemeyen Çin orduları, Rusların desteği ile bölgeye sert ve yoğun operasyonlar uyguladı.
Esir düşen Osman Batur, halk arasında dolaştırılarak teşhir edildi ve 29 Nisan 1951 tarihinde kulakları ve kolları kesildikten sonra şehit oldu…
Bütün bu gözüpek liderleri öldürüp, geride kalan halkı sindirdikten sonra neler oldu?
Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana toplam 35 milyon Doğu Türkistanlı katledildi. 
Henüz hayatta olanlarda, Doğu Türkistan`da Müslümanlara uygulanan ölüme yakın zulüme boyun eğmek zorunda. 
Hayatta kalabilmek için aşağıdaki dört maddelik taahhütü imzalamak zorundalar;
1. Çin Komünist Parti yönetimini kesinlikle himaye edeceğim, koruyacağım.
2. Ailemde illegal dini etkinliğin gerçekleşmemesi ve illegal CD (dini içerikli) gibi eşyaların olmaması için söz veriyorum.
3. Aile fertlerim içinde peçeli bayanlar olmayacak ve peçeli bayanları evime almayacağım.
4. Ortalıkta illegal dini etkinlik ve peçeli bayanları görürsem hemen yetkili memura ihbar edeceğim.
Yukarda kabul ettiğim 4 çeşit yasaya karşı çıkarsam ya da uymazsam yoksullara yardım adı altında verilmekte olan yardım paramın kesilmesini kabul ediyorum.
Etnik temizlik ve asimilasyon politikası tabi ki bunlarla sınırlı değil.
Ramazan’da oruç tutmak, camiye gitmek, cumaya gitmek, fitre ve zekat vermek yasak. Oruç tutan memurlar fişleniyor ve maaşları kesiliyor, zorla öğle yemeği yediriliyor. En son, bayram namazına gitmesinler diye çoluk, çocuk bütün erkekler okullarda toplandı. Camilerde ise dini değerler değil, devlet yasaları tebliğ ediliyor.
Peçeli ve tesettürlü bayanların market ve çarşılara girmeleri yasak. Görürlerse zorla başları açtırılıyor. Çarşı ve marketlerde dini içerikli giysilerin ve cdlerin satılması yasak.
Müslüman olduğunu bahane ederek dinen haram olanların satışını yapmamak yasak. Örneğin alkol… Dini okullar ve Kur’an kursu açmak yasak. Zaten açsalar da eğitim verecek kimse yok zira dini âlimler, hocalar hapislerde işkence görüyor.
Çince bilmeyen Uygurlar, sokaklarda dövülüyor veya tutuklanıyor. Hapis hayatından ve işkenceden evlerine dönenlerse psikolojik sorunlarla ya da fiziksel bir rahatsızlıkla yaşamak zorunda kalıyorlar. Hastaneye alınmıyorlar, can güvenlikleri yok.
Çinli halkın kin ve nefretini üzerlerine çekmek için, bir dükkana Uygur Türkü girdiğinde görevliler mikrofondan “Dükkanımıza Sincanlı girdi, ceplerinize dikkat edin!” diye anons yapabiliyor. 
Taksiciler ve otobüs şoförleri Uygur yolcuları almayı reddeder halde. Zaten seyahat özgürlükleri yok. Bir köyden diğerine giderken, yerel güvenlik kurumlarından belge almaları gerek. Yurt dışına çıkmak için pasaport alabilmesi neredeyse imkansız. Mevcut pasaportu olanların elinden de zorla alınıp el konuluyor. Devlet memuru isen belki pasaport alabiliyorsun ama çok büyük ödemeler yaparak…
Türk nüfusunu kademeli olarak azaltmaya yönelik “Az doğurmak ve çabuk zengin olmak” adı verilen bir kampanyaları var. Eski yasalara göre kırsal kesimde yaşayan aileler üç, kentlerde yaşayanlar ise iki çocuk sahibi olabiliyordu.
Bu sayıyı daha aşağı çekebilmek için bu çocuk kontenjanından vazgeçene veya çocuk sahibi olmamayı kabul edene nakit para veriliyor. Ve ne acı ki, 29 bin aile bu kampanyadan yararlanıp, çocuk sahibi olmamayı veya tek çocuk ile yetinmeyi kabul etmiş.
Bu uygulamayı kabul etmeyen anne adayları yakalandığında, doğumuna bir gün kalmış olsa bile zorla çocuğu karnından alınıp öldürülüyor. Korku filmi gibi değil mi?
Müslümanlardan hiç bir ses ses çıkmazken, Abd merkezli “Sınır Tanımayan Kadın Hakları Teşkilatı” BM Kadın Hakları Komitesi’ne bir mektup yazarak, İşgalci Çin’in bu uygulama ile Müslüman Türkleri kontrol etmek, dahası komünist iktidarı sürdürmeye çalıştığı belirtildi ve bu son uygulamalarına son vermesini dile getirdi.
Çinli nüfus Doğu Türkistan’a çok hızlı bir şekilde yerleştirip, yerli halkın asimilasyonu hızlandırılmaya çalışılmakta. Doğu Türkistan’daki kimsesiz kız çocuklarını Çin’e götürüyorlar ve orada ne halde oldukları, ne için kullanıldıkları bilinmiyor.
Sürgündeki Uygurların Çin’e geri iadesi için bulundukları ülkelere baskı yapıyorlar. Fakat İsveç, geçtiğimiz günlerde son anda 55 Uygur Türkünün Çin’e iadesi kararından vazgeçti. Göçmenlere hem oturma hem de çalışma izni verildi.
 
İşçilere çalıştıkları yerlerde benzer zulüm uygulanıyor. Örneğin 5000 civarında Çinli işçi, ellerinde sopalarla Uygurların yatakhanelerine saldırmış ve fabrikada zorla çalıştırılan genç kız ve erkeklerden oluşan 800 Uygur işçinin 500’den fazlası öldürülmüş. Güvenlik görevlileri olaya bilerek müdahale etmemiş hatta Çinlilere sivil kıyafetli 100 Çin askeride öncülük etmiş.
Bu saldırıyı kınamak için meydanlara dökülen 10 binlerce Uygura ateş açılmış, kadın, çocuk ve yaşlılar da dahil en az 140 kişi ölmüş, 816 kişi yaralanmış. (Gayri resmi kaynaklar ise ölü sayısının 3000’den fazla olduğunu ifade ediyor)
Bu kitlesel kıyım halen devam etmekte. Haberleşme ve iletişimleri kesildi. Üzerine bir de sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Sokağa çıkma yasağı, Uygurların evlerine hapsedilerek Çin askerlerince, kadın çocuk ayrımı yapılmadan linç edilmelerini, gözaltına alınmalarını ve öldürülmelerine yarıyor. Devlet televizyonunun kışkırtması sonucu Çinliler 70 Uygur Türk’ünü sokak ortasında linç etti.
Yazarken benim içim karardı, eminim okurken içinizde aynı hislerde olanlar vardır…
 
Geçtiğimiz günlerde Çin, Doğu Türkistan müslümanlarından bir grubun Suriye’ye gidip (Çin’in silah ve her türlü desteği verdiği Baas rejimine karşı) Özgür Suriye Ordusu saflarında savaştığını söyleyip, katliam ve zulüm için yeni bir zemin oluşturmaya çalıştı. Çin hükümetinin Uygurları “terörist, katil, hırsız, bölücü, radikal İslamcı” diye yaftalaması tabi ki soykırım planının bir parçası. Böylelikle dünyada yapayalnız kalacaklar ve hiç destekçileri olmayacak…
1863 yılında Yakup Han başkanlığında kurulan “Doğu Türkistan İslam Devleti”, Osmanlı tarafından resmen tanınmıştı.
 
Şu an ise yanlarında kimse yok. Bizlere kmlerce uzak olduğundan mı, aradaki ticari ilişkilerden mi bilinmez pek de dile getirmiyoruz bu zulmü…
Sistematik ve sinsi bir şekilde süren bu soykırımı yaşayanlar Bülent Arınç’ı ziyarete gelip destek istediler ama ne gibi adımlar atıldı bilmiyoruz. Ya da herhangi bir adım atıldı mı?
Filistin ve Suriye mazlumlarını destekleyen ve bu konuda bizlerinde desteklediği hükümet temsilcilerinin Doğu Türkistan’ı da söylemlerine katmalarını diliyoruz.
Mazlumları ayırmadan, uluslarası kamuoyunun dikkatini oraya da çekmelerini istiyoruz.
Bize sığınan soydaşlarımızın bu zalim işgalci devletlere, öldürüleceklerini bile bile iade edilmemelerini istiyoruz.
Uzun bir yazı olmaması kararıyla başlamıştım fakat söylenecek söz çok. Hepimizin de olmalı…
Görüyoruz ki küfür tek millet. Çeçenleri, Doğu Türkistan’lıları, Suriye’de “La ilahe illa Beşşar”demeyenleri katledenler nasıl da tek yumruk halinde.
Ümmet-i Muhammed’in de tek yumruk olup bir gün zalimlerin karşısına dikilmesi duasıyla…
Hay ve kayyum Allah’ım! 
Kullarını güçlü yumruklar kıl!
Allah’ım esir kardeşlerimize hürriyet nasip et, onları tutsaklıktan kurtar!
Allah’ım onların imanlarını muhafaza et! 
Allah’ım onlara işkenceden kurtuluş yolu yarat ve onlara düşmanlarına karşı zafer nasip eyle!
Allah’ım onları zulümleriyle yok et, sen güçlü ve kudret sahibisin. 
Allah’ım onların hırsını, öfkesini kendilerine çevir, hedeflerini başlarına yık!…

Cevapla

x

Check Also

İngiltere parlamentosu Çin zulmüne resmen ‘soykırım’ olarak kabul etti

İngiltere parlamentosu Çin zulmüne resmen ‘soykırım’ olarak kabul etti İngiltere parlamentosu 22 Nisan, perşembe günü oy birliğiyle Doğu Türkistan’da soykırım yapıldığını kabul etti ve açıklama yapıldı. İngiltere Milletvekillerinin oylama konuşmalarında 2022 Pekin Kış Olimpiyatlarının boykot ...

Türk Mahkemesi, Çin’in Abdulkadir Yapçan’ın iade talebini reddetti

Türk mahkemesi, Çin'in Abdukadir Yapcan'ın iade talebini reddetti Türk Adaleti Tecelli etti, Çin düzmece iftiralarla iadesini talep ettiği Doğu Türkistan davasının Yılmaz lideri ve kanaat önderi Abdulkadir YAPÇAN’in 8 Nisan 2021 tarihindeki duruşması hayırla sonuçlandı. ...

Yalanın Gölgesinde Soykırım: Doğu Türkistan konulu basın toplantısı gerçekleşti

Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri ve Çin yönetiminin propaganda faaliyetlerini cevap vermek amacıyla bir basın açıklaması gerçekleşti. basın toplantısında, Çin’in 2 Nisan’da gösterime giren “The War in The Shadows” filmiyle, Doğu Türkistan üzerinde propaganda ve ...

Sistematik soykırımın başlangıcı: Barın Katliamı

Çin’in Doğu Türkistan’ın Barın kasabasında gerçekleştirdiği katliamın üzerinden 31 yıl geçti.Eyüp Sultan Meydanı’nda düzenlenen basın açıklamasıyla 31 yıl önce yaşanan Barın Katliamı ile Doğu Türkistanlıların ortadan kaldırılması hedeflendi. Basın açıklamasını okuyan Uluslararası Doğu Türkistan Sivil ...

Barın Katliamın 31.yıl dönümünde Basın açıklaması

5 Nisan 1990 tarihinde Doğu Türkistan’ın kadim şehri Kaşgar’a bağlı Aktuğ yöresinin BARIN kasabasında İşgalci Çin Rejimi tarafından gerçekleştirilen Katliamı, Barın şehitlerini ve Barın Direnişini anmak ve Doğu Türkistan’da devam eden ve gün geçtikçe artan ...

İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu Dernek Başkanımızı evinde ziyaret

İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman SOYLU ve beraberinde Cumhurbaşkanı Başdanışmanları Sayın Ahmet Selim KÖROĞLU, sayın Ayhan OĞAN, Zeytinburnu Kaymakamımız ve Zeytinburnu İlçe Emniyet Müdürümüz Dernek Başkanımız Hidayet Oğuzhan’ı İstanbul’da evine teşrif ederek şereflendirdiler. bu nezaket ziyaretinden ...

STK’lardan Doğu Türkistan çağrısı: Şaka değil soykırım!

34 ülkeden 200’den fazla STK, Doğu Türkistan’da yaşanan Çin zulmüne dikkat çekti, toplama kamplarının kapatılması için çağrı yapıldı. Doğu Türkistan’da yaşanan zulümleri tüm dünyaya duyurmak amacıyla kurulan Doğu Türkistan Platformu, başta İstanbul olmak üzere tüm ...

Şaka değil Soykırım Doğu Türkistan basın açıklaması gerçekleşti

Bugün yanı 1 Nisan Cuma günü Beyazit meydanında İHH İnsani Yardım vakfının öncülüğünde Doğu Türkistan Platformu çatısı altında başta Uluslararası Doğu Türkistan STK’lar Birliği olmak üzere 200’ü aşkın STK’ların desteği ile 1 Nisan Şaka gününe ...

Şaka Değil soykırım Doğu Türkistan Basın bildirisi

Şaka Değil soykırım Doğu Türkistan Basın bildirisi