Uygur Türkleri
Anasayfa » Basın Açıklamaları » 9. yılında 5 Temmuz Urumçi Katliamı protesto ve basın açıklaması

9. yılında 5 Temmuz Urumçi Katliamı protesto ve basın açıklaması

Saygıdeğer Basın Mensupları, kıymetli misafirler, Doğu Türkistan Teşkilatlar Birliği öncülüğünde tertip edilen 9. yılında 5 Temmuz Urumçi Katliamı protesto ve basın açıklaması faaliyetimize katıldığınız ve sesimizin duyulmasına verdiğiniz katkı dolayısıyla sizlere milletimiz adına şükranlarımızı sunuyoruz. Bundan tam 9 senen önce 5 Temmuz 2009 tarihinde Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de Çin işgal güçleri ile Çin yönetiminin silahlandırdığı etnik şovenist Çinli paramiliter çetelerin Müslüman Uygur Türklerine karşı yaptığı soykırım temelli büyük bir katliam gerçekleşmişti. 26 Haziran 2009 tarihinde dönemin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Urumçi’de resmi bir ziyarette iken Çin’in Şauguan şehrinde 800 Uygur kız ve erkek işçinin çalıştığı fabrikanın işçi evleri, 4.000’den fazla Çinli tarafından basılarak çok feci bir şekilde katliama maruz bırakılmıştı. Bu baskında çok sayıda masum Uygur kız ve erkek kardeşimiz şehit edilmiş veya kendilerinden bir daha haber alınamamıştır. Bu kanlı olayın korkunç videoları sosyal medyada Çinliler tarafından sanki birer kahramanlık edasıyla paylaşılması üzerine yaşananlara tahammül edemeyen aydın ve üniversite öğrencileri, Urumçi sokaklarında barışçıl bir yürüyüş ile hükümet konağına toplanıp, katiller ve tetikçilerin yakalanarak cezalandırılmasını istemişlerdir. 5 Temmuz’da Urumçi’de gerçekleşen protestolara Çin güvenlik güçlerinin vahşice müdahalesi tüm dünyada tepkiyle karşılanmış ve uluslararası kamuoyunun dikkati bir kere daha bölgeye çevrilmişti. Urumçi Katliamı olarak bilinen bu kanlı olayda binlerce Uygur Müslüman şehit edilmiş ve haksız olarak gözaltına alınan on binlerce kişiden yıllar geçmesine rağmen günümüze dek bir daha haber alınamamıştır. Urumçi katliamından sonra tutuklanan masum insanlarımıza savunma hakkı dahi tanınmadan toplu halde düzmece mahkemelerde yargılanmak suretiyle idam edilmişlerdir. 5 Temmuz Urumçi Katliamı sonrası başta Türk-İslam dünyası olmak üzere uluslararası toplumun Doğu Türkistan’da yaşanan katliamlar, baskı, zulüm, ırkî aşağılama  ve diğer bütün insan hakları ihlalleri ile ilgili hiçbir adım atılmaması, Doğu Türkistan diasporasının talep ettiği araştırma ve soruşturmaya yönelik yeterli baskı oluşturulamamasından cesaretlenen Çin yönetimi bölgede baskı ve zulmün sınırlarını her geçen gün arttırmaya, aradan geçen 9 yılda 5 Temmuz’a benzer toplu kıyım ve katliamlar yapmaya devam etmiştir. Bu katliamların başında 26  Haziran 2013 Aksu ili Lükçün ilçesi ve 28  Haziran’da Hoten ili Han Irık’ta Çinli polislerin yaptığı bir operasyonla yaşanan katliam gelmektedir. Resmi kaynaklara göre Lükçün olayında yüzlerce Müslüman Uygur Türkü şehit edilmiştir. 5 Temmuz 2009 Urumçi katlaimı sonrası yapılan en büyük soykırım teşebbüsü ise Yarkent ili İlişku ilçesindeki katliamıdır. Bu katliamda İlişku’nun iki beldesinde 3.000 civarında masum kardeşimiz şehit edilmiştir. Şi Cinping’in 2050 Süper Çin hayaline ermek için Çin’de başlattığı büyük projenin  Doğu Türkistandaki işleyişi Doğu Türkistan halkı için adeta cehennem projesi olmaktadır. Şijinpingin  Doğu Türkistanda Uygur Türklerine yönelik önceki dönemlerden beri devam eden soykırım, din ve inanç özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar, doğum yasakları, Çinli yerleşimiyle demografik değişim veya dil ve kültürel asimilasyonla Çinlileştirme politikaları yeterli sayılmadığı, bu işin önemine nazaran Doğu Türkistandaki asimilasyon ve Çinlileştırme politikasının hız kazandırılması için Doğu Türkistan’a  özel yetkilerle donatılmıış yeni genel vali ve çkp genel sekreteri tayin edilmiştır. Doğu Türkistanda son bir sene içerisinde bizzat Şi Cinping’in denetiminde başlatılan bir takım insanlık dışı icraatları çinlilerin uygur halkını toplu işkence politikaları ile haritadan sileme gsyretinde gözlerinin nekadar kararttığını göstermektedir.

  • Çinlileştirmeyi hızlandırmak için ana okuldan itibaren Çince eğitim, Çince yemek, Çince giyim kuşam ve Çin kültürüne özendirme etkinlikleri gibi birtakım adımlar çok keskin bir şekilde yürütülmektedir.
  • Türk-İslam dünyasının bir parçası olan Doğu Türkistanımızda şuan işgalci Çin 1 milyondan fazla kardeşlerimizi süresi belirsiz bir şekilde sözde terbiye kampı olarak adlandırılan Çin Nazı kamplarında tutarak beyin yıkama ve sindirme siyasetiyle Çinlileştirmeye çalışmaktadır. Doğu Türkistan halkının direncini kırmak ve zihinsel olarak yenilgi ve umutsuzluğu aşılamak olmaktadır. Uygur milletinin psikolojisine baskı uygulayan birtakım beyin yıkama çalışmalarını tamamen gayri insanı bir biçimde bütün insani hak ve hukuku çiğneyerek tam hız yürütmektedir. Bu maksat için bütün Doğu Türkistan’ın vilayet, ilçe, kent ve kasaba olmak üzere her yerinde “Islah ve Terbiye Merkezleri” adı altında tesis edilen “Çin Nazi kamplarında” milyonlarca Doğu Türkistanlıyı evlerinden toplayıp tutsak etmiştir.

 

  • Doğu Türkistan halkı daha “Çin Nazi Kamplarının” yarattığı dehşet ve travmasından kendine gelememişken hepimizi sarsan ve sabrımızı taşıran “Çinli Uygur ikiz aile” genelgesi yürürlüğe girdi.Bir taraftan bölgede UYGUR, KAZAK ve KIRGIZ olmak üzere bütün Doğu Türkistan toplumunun büyük bir kısmı Çin nazı kamplarında esir tutulurken diğer taraftan sözde “kardeş aile” projesiyle Çinli göçmen erkekler evlerimize yerleştirilmektedir. Bu uygulama çerçevesinde Çin’in iç kesiminden Çinlileri özellikle seçerek Doğu Türkistan’a getirip “Uygur Çinli kardeşliği” planı kapsamında Müslüman Türk ailelere taksim ediyorlar. Bazı ailelere erkek kadın Çinli yerleştirilmişken bazı ailelere ise sadece erkek Çinlilerin yerleştirildiği bilinmektedir. Hatta bazı aile erkeklerin “Nazi kamplarında” tutulduğu, evlere ise Çinli erkeklerin yerleştirilmesinden kaynaklanan taciz ve tecavüz olayları toplumda ciddi kaygı ve sarsıntı yaratmıştır.

Bugün buradan siz değerli basın temsilcilerimiz vasıtasıyla, demokrasi havarilerine, insan hakları savunucularına, tüm dünya uluslarına, uluslararası kurum ve kuruluşlara sesleniyoruz. Eğer iddia ettiğiniz gibi demokrasi ve insan hakları güçlüden değil haktan yana ise Doğu Türkistan’da yaşananları artık görün. Şayet bu durumu görmez ve gereğini yerine getirmezseniz yakın bir gelecekte Çin sizin başınıza da musallat olacak ve dünyaya büyük bir tehdit oluşturarak ortaya çıkacaktır. Emin olun, şayet gereken önlemler alınmaz ise yaşanmış, yaşanan ve muhtemel yaşanacaklardan sizler de en az zalim Çin iktidarları kadar payınıza düşeni alacaksınız. Saygıdeğer Basın mensupları, kıymetli kardeşlerim, Bundan tam 9 yıl önce Urumçi’de yaşanan acıların bir daha yaşanmaması için, başta BM (Birleşmiş Milletler) ve İİT (İslam İşbirliği Teşkilatı) olmak üzere aziz Türkiye’miz, Türk-İslam dünyası, uluslararası İnsan hakları kuruluşları ve hür dünya devletlerini göreve davet ediyoruz. Başta 5 Temmuz Urumçi şehitlerimiz olmak üzere Barın’da, Gulca’da, Urumçi’de, Yarkent’te, Lükçün’de, Hoten’de ve halen Doğu Türkistan’ın dört bir yanında yaşanmakta olan baskı ve katliamlarda hayatlarını kaybeden kardeşlerimize rahmet diliyor ve şehitlerimizi minnetle anıyoruz. Bu vesile ile 1949 yılından bu güne, Doğu Türkistanda yaşanan tüm insanlık dışı eylem, katliam ve acıların takipçisi olacağımızı ve hadsizlikte sınır tanımayanlardan bir gün mutlaka hesabının sorulması noktasında elimizden geleni yapacağımızı ifade ediyoruz. Mücadelemizin “Tam Bağımsız Doğu Türkistan” için son neferimize kadar azimle devam edeceği ve yürüdüğümüz bu kutsal dava ve haklı olduğumuz bağımsız Doğu Türkistan mücadelesinden asla ve kat’a taviz vermeyeceğimizi, yorulmadan, caymadan, korkmadan ve ümitlerimizi yitirmeden her geçen gün daha da gayret ve himmetle Hür ve Bağımsız Doğu Türkistan’a ve dahi işgalci Çinlileri Çin Seddi’nin ötesine gönderene kadar mücadelemize devam edeceğimizin bilinmesini istiyoruz. Biz Doğu Türkistanlı Teşkilatlar olarak Çin’in Doğu Türkistan’da sürdürmekte olduğu baskı, mesnetsiz ve keyfi tutuklama ve katliamlar vasıtasıyla sürdürülen devlet terörünü şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz. Anadolu halkını da Doğu Türkistanlı kardeşleri için duaya ve fiili desteğe çağırıyoruz. Sonunda Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’a bu basın açıklamamız aracılığılı ile halkımız adına iletmek istediğimiz çok aciliyet arz eden bir talebimiz olacaktır.  Çinliler zaten üstü açik hapishaneye çevrilmiş olan Doğu Türkistanda halkımızın yüreğini ezen ve vahşette dünyada bir diğer örneği olmayan  uygulamalarından sözde “terbiye merkezleri” olarak  adlandırıp  milyonlarca Doğu Türkistanlıyı Çin usulü Nazi kamplarında tutsak etmektedir. Bir diğeri ise kutsal ve namus saydığımız ev ve ailemize göçmen Çinlileri yerleştirerek izzet ve namusumuz yerle bir etmektedir. Evlerimiz ve sokaklarımız veyrane ve perişan hale dönüşmüş, kökleri binlerce seneye uzamış şanlı ve asil bir millet göz göre göre eziyet, tahkir ve çaresizlikler içinde yok edilerek yer yüzünden silinmek istenmektedir. Çinin Doğu Türkistnda yürütmekte olduğu Bu insanlık dışı uygulamalarının derhal durdurulması için  Sayın Cumhur Başkanımızın mesele ile ilgili bizzat alakadar olup Çin nazı kamplarındaki milyonlarca tutsak Doğu Türkistanlı mazlum ve çaresiz kardeşlerimizin serbest kalması ve nazi kamplarının kapaktılması için diplomatik bir girişim ve gerekli adımların atılmasını arz ediyoruz. Saygılarımla, Doğu Türkistan Teşkilatlar Birliği Adına Doğu Türkistan Maarif Derneği Başkanı Hidayet OĞUZHAN

x

Check Also

Doğu Türkistan Kültür tanıtım standı

Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği olarak  3. Uluslararası STK’ları  Fuarında Kültür tanıtım standı açıyoruz. Google+

Desteci Doğu Türkistan ile ilgili özel gündemle toplanmasını ve Çin’in kınanmasını talep etti

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı ve Ankara Milletvekili Mustafa Destici, TBMM Genel Kurulu’nun Doğu Türkistan ile ilgili özel gündemle toplanmasını ve Çin’in kınanmasını talep etti. Google+